“Okuyup yazanları azdır diye onları küçük görme. Gün gelir, bilgide bizi geçerler. Çünkü biz bilgiyi yazarak aktarmayı önemsiyoruz, Müslümanlar ise bilginin söz ile aktarılmasını tercih ediyorlar. O yüzden her konakladığımız yerde bir meclis toplanıp bilen birileri bilmeyenlere anlatıyor. Böylece bilgi yalnızca yazı yoluyla değil, söz, kelam, adet, davranış ve tavır yoluyla da içselleştirilmiş oluyor. Hani salt aklın karşısında gönlü öne çıkarmak gibi. Çünkü gönül sevgi dilini konuşuyor ama satırlar yalnızca gerçekleri söylüyor, nasıl söylemek gerektiği ile ilgilenmiyor.”
“Humeyd evladım, sen sen ol, söyleyeceğin sözün duyulmamasını istiyorsan, söyleme! Yapacağın işin görülmemesini istiyorsan, sakın yapma! Kutlu Nebi ‘Sonradan pişman olup özür dileyeceğin sözü baştan söyleme.’ buyururdu. Özür dilemek büyük bir erdemdir, illa özür dileyecek sözü sarf etmemek daha büyük bir erdemdir. Akıllı ile deli arasındaki fark odur ki, biri bildiğini söylemez, diğeri söylediğini bilmez. Sen akıllılardan ol! Bir de, ‘İnsanların elindekine güvenip de işini gücünü bırakma.’ Buyurmuştu Kutlu Nebi, sakın unutma.