Bunu bir veda armağanı kabul et. Eline tutușturduğum bu nesnenin, senin dışında bulunmaktan çıkıp içinde yer aldığını görünce, yine gel bana! Ama baktın ki, șimdi olduğu gibi ilerde de bu nesne hep dışında kalıyor, bana veda edișin hiçbir vakit geçerliğini yitirmesin!
Sevgili dostum, sana şunu itiraf edeyim ki, düşüncem değiştiğinden beri kesin sözcükler, kesin sözler diye bir şey tanımıyorum; tersine her sözcük on türlü, yüz türlü anlam taşıyor benim için. İşte seni korkutan şey ve işte maji'nin başlangıç noktası.
"Hani öyle konuşuyorsun ki, sanki benim isteğime bağlı her şey; sanki Elimde bir seçme özgürlüğü var. Büyüyü ve sihri seçen, ben değilim gerçekte. Kendileri seçti beni."
Ama onun en çok tutulduğu şey, kendi gibileri arasında bilimsel düşüncenin ilkelerine aşina okumuş kişiler arasında bu tür batıl inanç kalıntılarına rastlamasıydı.