İnsan en deli canlı türüdür. Görünmez bir Tanrı'ya tapar,gözleri önünde ki doğayı ise katleder. Farkına varmaz ki katlettiği bu doğa taptığı o Tanrı'nın ta kendisidir.
Dostoyevski bir mekânda karşılaştığı bir kadına:
"Çok güzelsiniz" diye iltifatta bulunmuş.
Kadın: "Malesef size aynı iltifatta bulunamayacağım," demiş.
Dostoyevski ise, "o halde siz de benim gibi yapın, yalan söyleyin hanımefendi." Yalanlar bizi gerçeğe götürürler, o yüzden
yalan söylemek o kadar da önemli değildir.
Asıl problem söylediğimiz yalana inandığımızda başlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hepimiz aynı hamurdan yoğrulmuşuz;
et, kemik, kan, deri ve ilik, gözyaşı ve terden ibaretiz, yine de bazılarımız korkak oluyor, bazılarımız kahraman, bazılarımız sakin oluyor, bazılarımız saldırgan!
José Saramago
"Peki, neyin normal olduğuna kim karar veriyor." diye atıldı Eric. "Ayrıca normal olan neden iyi olmak zorunda? Normal her zaman iyi değildir. Bir zamanlar kölelik normaldi. O zaman köleler kaçmak istediğinde psikologlar onları kalmaya mı ikna edecekti?
Noam Shpancer
Banyo taburesine oturmadan önce su döken nesiliz biz.
Annemizin sinirlenince kafamıza 'dannk' diye ses çıkartan taslarla yıkandık banyodan sonra havluya sarılıp sobanın yanına geçtik..
Saçlarımızdan düşen suları sobaya düşürür cısss sesini dinledik. En güzel mahalle maçlarını annemizin zamansız banyo yaptırmaları yüzünden kaçırdık .
Cumadan verilen ödevi pazar akşamı yapan nesiliz.
Aynı simidi 2-3 kişi yiyip aynı şişeden gazoz içtik.Arkadaşın bisküvisinden alınca içi yanan değil mutlu olan nesildik.
Anne terliğinin tadına doyumsuz bakmış,pazar banyosunu genelde leğende hacı şakir sabunu ve maşrabayı kafasına yiye yiye yıkanmış tertemiz çocuklardık.her sabun kokusunda çocukluğum aklıma gelir bu yüzden..
Bizler kardan adam yapıp erimesin diye dua eden çocuklardık.Sokak oyunundan vazgeçemeyip,salça ekmek yiyip doyan çocuklardık.
Yere düşen ekmeği öpüp başımıza koyardık,tuvaleti geldiğinde annesi eve alır korkusuyla sokağa çiş yapan çocuklardık.
O günler çok çok güzeldi hele hele bugünlerle karşılaştırıldığında.