Üstat Leonardo, şato efradını ne görmüş ne de duymuştu, zira koridorda ilerlerken aklı kelimenin tam anlamıyla havadaydı, hiç kanat çırpmadan sırf rüzgar gücüyle havada süzülebilen kuşları düşünüyordu; bu gizem onu uzun zamandır huşu ile dolu bir şaşkınlığa sürüklüyordu. Fakat Lucrezia hanımefendi omzuna hafifçe dokununca hayallerinden sıyrıldı.
"Üstad Leonardo, sizinle karşılaşmak ne büyük mutluluk," dedi dükün metresi, "beni dinleme lütfunda bulunursanız..."
"Hanımefendi bütün varlığımla emrinize amadeyim" dedi Leonardo ve bulutlar arasından süzülen balıkçıl kuşlarının düşüncelerinin oyunundan çıkardı.
Doğuyu Batıyı bilmeliyim. Eski uygarlıkları derinlemesine incelemeliyim. Yükseliş ve düşüşlerin sebeplerini derinden derine araştırmalıyım. Allah'ın insanoğluna en büyük nimeti olan İslâm inanç ve medeniyetine mensup olan toplum nasıl olur da bugünkü acıklı duruma düşer?