Perestişkar

Türk kadını beyaz atlı prens beklemez, onun kendi atı vardır zaten. 💪🦋
ikdy isimli okura yanıt verildi
Perestişkar
😎
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Perestişkar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
2020 2. kitabı
Antoine de Saint-Exupéry
8.8/10 · 279,9bin okunma
Perestişkar
Siz hala, Küçük Prens’in çocuklar için yazıldığını mı düşünüyorsunuz? Küçük Prens der ki: “Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış,hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “Yüz bin liralık bir ev gördüm,” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır. Aynı şekilde onlara deseniz ki, “Küçük Prens’in sevimli oluşu, gülüşü, bir koyun isteyişi var olduğunu gösterir; bir koyun istiyor, öyleyse vardır.” Bunları deseniz de neye yarar? Nasıl olsa omuzlarını silkip size çocuk gözüyle bakacaklardır. Ama geldiği gezegenin Asteroid B-612 olduğunu söylerseniz hemen inanırlar, sorularıyla başınızı ağrıtmazlar. Böyledir onlar. Çok şey beklememelisiniz. Çocuklar, büyükleri hoş görmeye alınmalıdır.” Neden mi Küçük Prens? Çünkü artık dünyaya çocukların gözünden bakmalıyız.. Mesela biz, evet sen, ben, onlar, hepimiz.. Yeni biriyle tanıştık diyelim soruyor muyuz hangi oyunları sevdiğini? Peki ya en sevdiği şarkının ne olduğunu merak ettik mi? Ya da en sevdiği şiirin, filmin, yemeğin, en sevdiği rengin, en sevdiği elbisesinin hangisi olduğunu? Hayır etmedik. Çünkü o sırada nasıl göründüğüyle, ne iş yaptığıyla ve nasıl bir hayatı olduğuyla ve muhtemelen kaç para kazandığıyla ilgileniyorduk. Bizim sorunumuz ne biliyor musunuz? Hayır, herkesin manitasının olması ve bizim de bebek gibi bir suratımızın olması değil. :))) Bizim sorunumuz içimizdeki çocuğun elini bırakmış olmamız. Biz her gün biraz daha büyürken içimizdeki çocuğu yanımıza almayı ihmal ediyoruz ve giderek yalnızlaşıyoruz. Evet, yalnızlaşıyoruz. Bakın işte büyüdük ve yalnız kaldık. Artık önümüzde iki seçeneğimiz var, ya küçük prense kulak verip içimizdeki çocuğun elini tutacağız ya da yazıyı burada bırakıp hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. 😉 Perestişkar