İpek K.

İpek K.
Türkçe Öğretmeni
Lisans
17 Mart 1996
154 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
9/10
·559 syf.·
2022 8. kitabı
Hoşça Kal Demeden, Harlan Coben'in yirmili yaşlarının başındayken yazdığı bir kitap. Kendisi kitabın girişinde bu kitabı yazarken kafasının karışık olduğunu, ama kitabı yazıp bitirdikten sonra bir daha kitaba müdahale etmediğini, iyisiyle kötüsüyle bu eseri ortaya koyduğunu ve bu esere çok yüklendiğini belirtiyor. Bunun aksine benim en sevdiğim kitaplarından biri bu oldu. Celtics basketbol takımının en iyi oyuncusu David Baskin ile eski süper model Laura Ayars evlenip Avustralya'ya balayına giderler. Hayatlarında her şey yolunda giderken Laura kendini birden çok kötü bir durumun içinde bulur. Çünkü eşi David bir not bırakıp yüzmeye gider. Ancak bir daha da dönmez. Laura önce bunun basit bir gecikme, daha sonra bir kayıp olduğunu düşünür. Ancak bu kaybın ardından David'in ölüm haberini de alan Laura için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Laura'nın kendi ailesi ve David'in ailesinin içinde bulunduğu, yıllar öncesine dayanan ancak bir sır gibi saklanan gerçeği gün yüzüne çıkarmak için nasıl vazgeçmeden mücadele ettiğini okuyoruz bu kitapta.
Hoşça Kal DemedenHarlan Coben · Martı Yayınları · 2016566 okunma
Reklam
6/10
·391 syf.·
2022 4. kitabı
Mario Mazzanti en sevdiğim polisiye kitap yazarlarından biri. Ölümle Randevu ile birlikte tüm kitaplarını okumuş oldum. Sanırım Mazzanti okumaya bu kitapla başlasaydım hiç devam etmeyebilirdim ve diğer güzel kitaplarından haberdar olmayabilirdim. İyi ki sona bu kitabını bırakmışım da okuma hevesim daha baştan kırılmamış. Çünkü o her sayfasında okurun heyecanını diri tutmayı başaran yazarı burda pek göremedim. Aksine okuru sıkan bir anlatım ile karşı karşıya kaldım. Kitap, Profesör Gaspare Valeriani'nin evinde ölü bulunması ile başlar. Profesör son nefesini vermeden kitaplığa kadar gider ve raftan Milano tarihine dair bir kitabı yere düşürmeyi başarır. Kitapta yer alan bir heykel fotoğrafını işaret parmağı ile göstererek son nefesini verir. Bunun üzerine Komiser Benni ve Müfettiş Ingroja bunun bir ipucu olduğunu varsayarak olayı çözmeye çalışır. Okurken aşırı sıkıldığım, hemen bitmesini istediğim bir kitap oldu. Heykeller, elyazmaları, tarih... Bunlar ilgimi pek çekmediği için de beğenmemiş olabilirim. Ama yine de Mario Mazzanti gibi iyi bir polisiye yazarının tüm kitaplarını okumuş olmanın mutluluğu ile kitabın kapağını kapattım.
Ölümle RandevuMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20141,142 okunma
8/10
·128 syf.·
2022 1. kitabı
Şu sıralar okumalarıma yön veren öğrencilerim oluyor. Ellerime tutuşturdukları kitabı okumamda ısrarcı davrandıkları için pek de karşı koyamayıp okuyorum. Benim için de güzel oluyor aslında. Bu kitap da yine bir öğrencimin okumamı istediği bir kitap oldu. Fahir, sınıfa yeni katılan bir yedinci sınıf öğrencisidir. Otizmli bir kardeşe sahip olan Fahir bu durumdan biraz rahatsızdır ve bunu gizlemek için kimseyle de pek arkadaşlık kurmayı, konuşmayı tercih etmez. Bunu fark eden okulun rehberlik öğretmeni, sınıftan iki öğrenciyi -Asmin ve Ender'i- görevlendirerek Fahir ile arkadaşlık yapmalarını ister. Bu görev başta Asmin ve Ender'e sıkıcı gelse de zamanla durum değişir. Fahir görünmezliği keşfetmek ister, arkadaşları da ona bu konuda yardımcı olur. Fahir'in görünmezliği keşfetme sebebini biz de kitabın sonraki sayfalarında öğreniyoruz. Kitap, otizme dikkat çekmek adına güzel bir kitap olmuş.Esprili bir dille yazılmış olması da okumayı keyifli hale getiriyor. Çocuklar için uygun olmayan ögeler içermiyor kitap. Çocukların okumasında bir sakınca göremedim.
Bir Gün Herkes...Miyase Sertbarut · Tudem Yayınları · 2021106 okunma
Puan vermedi·105 syf.·
2021 12. kitabı
Zeki Kayahan Coşkun'u radyo programlarından tanırım. Eskiden küçük bir mp3 çalardan geceleri Zeki'nin programını, Matrax'ı, açar, büyük bir keyifle dinlerdim. O zamanlar her şey çok daha güzeldi tabii. Hayatın her döneminde gülmek için sebeplerimiz olmalı. Sanırım o dönem benim için o kaynaklardan biri de Zeki'ydi. Heyecanla programın başlayacağı saati bekler ve dinlemeye başlardım. Daha önce kitaplarının olduğunu görmüştüm fakat aradan zaman geçince hiç aklımda bile değildi. Bugünlerde tesadüfen e-pub olarak karşıma çıkınca bir okumak istedim. Kitap, dinleyicilerinin katkılarıyla da hazırlanmış, bir çırpıda okunabilecek bir kitap. Yazar, kitapta bölümler halinde annelerin türlü hallerinden bahsetmiş. Annelerin temizlikte, yemekte, teknolijiyi kullanmada, misafirlikte ve daha bir çok durumda takındığı tavırlardan, söylediği sözlerden bahsediyor. Bunları bir çocuğun gözünden anlatıyor. Daha küçük bir çocukken annelerin temizliğe önem vermesine, misafir için telaşa kapılmasına, meyveyi dondurmayla bir tutmasına anlam veremez. Bölüm boyunca bunlara anlam veremediğini anlatır. Bölüm sonuna eklediği "meğer annem haklıymış" kısmında ise büyümüş bir insanın gözünden annesine hak verir. Örneğin; karpuz dondurmadan güzeldir, bir gün kullanmak üzere kaldırılan çikolata, reçel kavanozları işe gerçekten yarıyordur, en güzel toz bezi eski atlettir, yemekte lezzet kadar sunum da önemlidir misafir çocukları bazen gerçekten Felakettin olabilir gibi. Kitabı annesine yazdığı bir şiirle ve kitabına katkı sunan dinleyicilerine teşekkür ederek bitiriyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap mıdır? Bence değil. Ama yine de kendisinin ve radyo programlarının hayranı olanlar için okumak hoş olacaktır.
Meğer Annem HaklıymışZeki Kayahan Coşkun · Karakutu Yayınları · 2017564 okunma
7/10
·96 syf.·
2021 3. kitabı
İnsandan kaçmak mı daha kolay insanla yaşamak mı? "İnsan" dediklerimiz iki yüzlü, kibirli, çıkarları uğruna başkalarıyla iyi geçinmeye çalışan, kötü de olsa birbirinin davranışlarına alkış tutan kişilerse kaçmak en uygunu olsa da yaşamayı tercih ediyoruz ve yaşıyoruz. Çünkü ne kadar uzak durmaya çalışsak da toplum bu tip insanlarla dolu ve biz de toplumun bir parçasıyız. Bazı şeylerden kaçmak sanıldığı kadar kolay olmuyor. Moliere bu eserinde insanlardan kaçan bir adamı, Alceste'i, konu alıyor. Oyun Alceste'in sevdiği Celimene'in evinde geçiyor. Alceste insanların iki yüzlülüğünden bıkmış, insanların birbirinin arkasından iş çevirmesinden, adaletin olması gerektiği gibi işlememesinden yakınan biri. Öyle ki kendisine okunan bir eseri beğenmediğini söylediği için davalık oluyor ve haksız bulunuyor, yaşadığı bu olaydan sonra "Adalet benden yana mahkeme onlardan yana." diyor ve adaletin işlemediğini vurguluyor. Yine Alceste toplumda var olan bu insanların biraz da bizim kabahatimiz olduğunu vurguluyor. Bunu şu sözlerinden anlıyoruz: "Alkışlanmadığını görseydi, onun için herkesle eğlenmek daha az çekici olurdu." Biz insanları hata yaptığı zaman, insanlığa sığmayacak şeyler yaptığı zaman uyarmak yerine çıkarlarımız doğrultusunda onlara destek vermeyi tercih ediyoruz maalesef. Alkışlamayı bıraksak belki her şey daha farklı olacak. Alcaste bunların yaşandığı bir toplumda bu insanlarla bir arada yaşamaktansa çölde yaşamayı bile göze alıyor. Ve bundan sonra bu insanların olmadığı bir yer aramanın peşindedir. Delilik midir bu? Belki... Kitabın çevirmeni Bedrettin Tuncel kitaba başlamadan şunları bizimle paylaşıyor: "Moliere, Versailles Tuluatı'nda yeni komedyanın tanımını şöyle yapıyor: Komedyanın amacı, genellikle insanların eksikliklerini ortaya dökmektir, özellikle
İnsandan KaçanMolière · İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,899 okunma
Reklam