“25 yaşına kadar öğrendikleriniz esastır. O yaşlara kadar ne okuduysanız, ne dinlediyseniz, ne gördüyseniz geri kalan hayatınızda temel olarak onları kullanacaksınız.”
(Hoş geldin 25. Bir sürü şey öğrendim. Yaşayacağım yaşlarda, bunları temel alacağım hep )
Kitap Kafka’nın ‘Dünya maskesini düşüresin diye, gelip kendini sunacaktır.’ sözüyle başlıyor. Uyuyan Adamın adı bile geçmiyor kitapta, belki bir adı bile yoktur. Zaten Uyuyan Adam kavramı da bir metafor. Uyumuyor adam, yaşamdan zevk almıyor, haz duymuyor sadece ayak uyduruyor. Her şeyden kopuyor. Hayattan hiçbir şey beklemiyor; adeta bir boşlukta yaşıyor Uyuyan Adam. Kendini hiçbir yere ait hissetmiyor, gittiği her yerde tutunacak bir şey arıyor, ne aradığını bilmeden.. Yitik benliğini asla bulamıyor.
Perec kitapta öyle güzel betimlemeler kullanıyor ki duvara çarpa çarpa bir çırpıda bitiyor kitap. Mekan, zaman, karakter önemli değil. Onun gözünden kimliksiz bir kişi üzerinden hayatı anlatıyor . Kim bilir bu kimliksiz kişi benimdir, belki de sizden birisi.
Perec’in hayatınıza ayna tutmasına izin verip kitabı okuyun.
“Sabırlısın ama beklemiyorsun, özgürsün ama seçemiyorsun, müsaitsin ama hiçbir şey seni harekete geçirmiyor. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey talep etmiyor, hiçbir şey dayatmıyorsun. Dinlemeden duyuyor, hiç bakmadan görüyorsun.”