Namerde muhtaç olmayacak ve ömrünü tamamlayacak kadar miktarda paranın gerekliliğine inanan ve bundan fazlasını haram gören, “İnsan tam ömrüne göre ölçmeli, bugün son ekmeğini yiyip ölmeli, artan bir şey kalmamalı. Eğer öldüğümde bir çuval unum kalmışsa ben suç işledim demektir.” diyecek kadar tok gönüllüdür. Geçimi sanattandır elbette ama ömrü boyunca sanatını maddiyata çevirmekten hicap duyanlardan olmuştur.
Gerçek zenginliğin ruhta olduğuna, bunu engelleyecek ve kirletecek her şeyin reddedilmesi gerektiğine varan bu inanışı sürdüren Neşet Ertaş; fakirlikten hiç yakınmamış, aksine yokluktaki varlığı önemseyerek yaşamsal ve sanatsal felsefesini bu öğreti üzerine kurmuştur. Çünkü o hiçbir şeyi olmadığı için her şeyi olanlardan, harabat ehli sevdalılarındandır.