Bu gece yine biri seni hatırlattı bana.
Yine dönüp aynı şeyi düşünüyorum; o Yunus balığı bir gün yeniden benim kıyılarıma vurursa, ben o ışıltılı gözlerine eskisi gibi bakabilecek miyim?
Gerçi gözlerimde umudun son kırıntıları da çoktan tükendi.
Ama içimde büyüyen o boşluk hissi, beni yine alıp o güzel günlere götürdü.
Zamanında onu çok sevdiğimi söyleyemedim, hissettiremedim ya da belki o an dilime gelmedi. Ama şimdi yazabiliyorum...
Yazıyorum çünkü içimde kalan her şey, sustukça daha da ağırlaşıyor.
Merak ediyorum sadece...
O Yunus balığı, bir gün yeniden benim kıyılarıma vurur mu? Gerçi vursa da biliyorum biz eskisi gibi olamayız...
"Saçların uzundu, omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
Gülerdin, içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım."
Yakınlığı belirleyen şey zaman ya da imkan değildir; sadece karakterdir. Bazen yedi yıl yetmez bazı insanların birbirini tanımasına, ama bazılarına da yedi gün rahat rahat yeter.