Dünya ne garip yerdi.Kainatta gözle görülmeyecek kadar anca yer edinen insanin sınırlı hayatı,bazen sirtta taşıyamayacak kadar ağır,bazen kucakta taşıyabilecek kadar hafif,bazen de tüy misali elden ucuverekcekmiscesine korkularla doluveriyordu.
Ne alim olmak için alim ana babaya ne de zalim olmak için zalim ana babaya ihtiyac vardi.Insani alim yapan irfani,zalim yapan ise nefrs ve şeytanıydi.Ana babasını taklit yoluyla takip edenler müstesna..
Çocuk olmak ne guzel bir seydi,dünyanın kirine bulasmamayi,yeniden cocuk olup o masumiyetle hayata tekrar başlamayı ne kadar da cok isterdi.Ama kacan trenin geri dönüp geldiği hic görülmemişti.
Her doğan yeni bir gün,insan için tertemiz bir sayfa,ömür dediğimiz ve üst üste yıgdığımız nefesler ise Allah'in sunduğu fırsatlardir.Bahşedilen her nefes ,nefsin heva ve heveslerine boyunduruk olmak icin değil,yaradılış gayesini bulmak için verilmişti.Can cikmadan huy cikmaz demişlerdi ama esas can cikmadan nefisler degismeliydi...
İnsan bazen melektir,şeytandır,sihirbazdir.Bu üç görevi layıkıyla yapabilir.Bazen melek olur tatlılıkla elindeki zehri bal şerbeti gibi sunabilir.Bazen şeytan olur gözünün icine baka baka dilediğini yaptırabilir.Bazen de sihirbaz olur,ne olduğunu bile anlamadan,aval aval bakanlari tılsımı ile büyüleyip kendilerini alkışlatirlar.