Artık, hayatla barıştım. Her şeyi tekrar seviyorum. Kâmran, bir akşamüstü, kalbime gömdüğüm o zavallı miniminileri öldüren sen olduğun halde bu gece, senden bile eskisi kadar nefret etmiyorum.
Kaplanın yırtıcılığını güzelliğinden nasıl ayırır insan? Ya da çitanın zarafetini saldırısının süratinden? Akhilleus da böyleydi, güzellik ve dehşet aynı madalyonun iki farklı yüzüydü.
Ama zihnim hızla çalışıyordu, ablamı, eniştemi,evlerinin sıcaklığını ve güvenliğini, hepsinden öte ve daha önemli olarak da özgürlük denen o muhteşem ödülü görüyordum. Ben yine kendimim, ailesi, arkadaşları, yaşamda rolü olan bir kişiyim. Bir kadınım, nesne değil. Keyfini ne kadar süreyle sürecek olursam olayım, her şeyi göze almaya değecek bir ödül değil miydi bu?