Ah Charlie üzümlü kekim...
Puan vermedi·325 syf.··
2026 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:06
Kitaptaki karakterimiz Charlie düşük zekalı bir birey ve tek dileği akıllı olup arkadaşlarının konuştuğu konularda fikir sahibi olmak onlarla sohbet etmek. Tabiri caizse sihirli değnek Charlie'ye dokunuyor. Bir deneyin parçası oluyor ve bir ameliyatla o üstün akla giden merdivenleri bir çırpıda çıkıyor. Tabi inişi de aynı hızla oluyor. Charlie deneye bağlı olarak IQ seviyesi arttıkça ailesiyle ilgili anıları hatırlamaya başlıyor. Charlie'nin Annesinin bu özel durumunu bir türlü kabul etmeyip akıllı olacak diye baskı uygulaması ve en sonunda diğer çocuğu zarar görmesin diye onu evden göndermesi. Ahh yıkıldım...Karakterimizin akıllı olacağım çabasının altında kesinlikle annesinin Charlie küçükken yaptığı akıllı olacaksın baskısı var. Annesinin de komşular neder kaygısı var. Elalem duvarına Charlie dolaylı da olsa çarpıyor. "Bende bir insanım deneyden öncede insandım" Deney sahibi ekibin Charlieyi bir proje olarak görmesi onun bir insan olduğu detayını atlamaları Charlieyi hem kızdırdı hem de üzdü. Charlie her zaman bir birey! Peki toplum IQ olarak geride olan insanları ne kadar birey olarak görüyor? Kitabın sonuna doğru Charlie'nin kelimelerinde bozulmaların başladığını görmek bana Charlie'nin Charlie'yi kazandığını mı yoksa Charlie'yi sonsuza dek kaybettiğini mi düşündürdü . Yanıt hangisi olursa olsun bu durum beni üzdü. Charlie'nin IQ seviyesi düşerken de akıllı kalmak için daha çok kitap okuma isteği ve çabası ah Charlie üzümlü kekim dedirtti. Umarım Charlie çok mutlusundur ve bir yerlerde gülmeyi başarabiliyorsundur. Algernon'un ölmesine de çok üzüldüm. Onun ölmesi Charlieyi ölmeden öldürdü. Mezarına çiçekler bırakması ve bizden de bunu istemesi Charlie sen dünyanın en masum kalbine sahipsin.Charlie'nin ve Algernon'un hikayesi kalbimde
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
ilerneme rapuru 9
9/10
·325 syf.··
2025 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 14:51
Algernon adındaki farede test edilen ve başarı elde edilen zeka arttırma testi, insan deneği olan ana karakterimiz Charlie Gordon'a uygulanıyor. Bu serüvene biz de Charlie'nin ilerleme raporları ile tanık oluyoruz. Romanın başındaki ilk raporlar, Charlie’yi sevmemin en büyük sebebi oldu. Oldukça masum, saf ve iyi niyetli bir karakterdi. İnsanların ona güldüğünü bile fark edemeyecek kadar temiz bir dünyası vardı. Zekâsı arttıkça bu masumiyeti doğal olarak gitti. IQ seviyesi yükseldikçe kişiliği de değişti ve bu noktada Charlie ile ister istemez biraz uzaklaştım. Charlie’nin ailesiyle ilgili kısımlar romanın en çarpıcı ve acı bölümlerinden bence. Annesinin baskıcı ve sevgisiz tutumu, Charlie’nin çocukluk travmalarını ve kendini yetersiz hissetme nedenlerini açıkça gösteriyor. Yani ailesi... Annesi zaten manyaktı, babası ne iyi ne kötüydü; eşinin davranışlarını tasdik etmiyordu ama Charlie’yi gerçekten koruyacak bir baba olmayı da başaramıyordu. Kız kardeşinin davranışlarını ise küçüklüğüne, maruz kaldığı akran zorbalığına ve annesinin etkisine bağlıyorum. (Her küçük Charlie sahnesinde kafamda I Bet on Losing Dogs çalıyordu... ) Algernon ise Charlie’nin aynası gibi. Onun başına gelenler, Charlie’nin geleceğini fısıldıyor. Roman, insanın gerçeği öğrenmesiyle birlikte yaşadığı değişimi anlatan bir eser. Bu yönüyle Platon’un Mağara Alegorisi ile güçlü bir düşünsel bağ kuruyor. Mağaradaki insanlar gölgeleri gerçek sanırken dışarı çıkan kişi hakikate ulaşır; fakat bu hakikat ona mutluluk değil, yabancılaşma getirir. Benzer şekilde Charlie Gordon da ameliyat sonrası artan zekâsıyla dünyayı daha derinlikli algılamaya başlar, ancak bu farkındalık onu insanlara yaklaştırmak yerine yalnızlaştırır. Zaten kitabın ilk sayfasında Platon'un sözü karşılıyor bizi: “...Bu adamın akıl
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Reklam
Resmin Ontolojik Sancısı
4/10
·236 syf.··
2025 3. kitabı
Kitabın ismi 10 üzerinden 10 vaadi büyük resme nasıl bakılır dedin mi ben de sandım ki artık müzede bir tabloya bakınca mona lisa göz kırpar van gogh gece gelip rüyama girer ama yok kitap seni alıyor 3 sayfa boyunca bir resmin göbeğini anlatıyor bak burda sanatçı ışığı şöyle kullanmış burda figür dışlanmış burda derinlik falan diyorsun ki tamam ulan hadi bakalım şu resmi görelim ama resim yok 2 sayfa sonra da değil 5 sayfa geride oğlum ben zaman yolcusu muyum da ileri geri gidip resmi bulup sonra geri dönüp cümleyi tekrar okuyayım bu olay bir kere de olmuyor he kitabın yüzde 60ı bu şekilde ilerliyor sürekli ya resme bakmadan yorum okuyorsun ya da yorumu okuyup resmi ararken paragraf unutuluyor hafıza kartı gibi çalışman lazım hele bazı tablolar var 1 sayfa analiz yazılmış görsel 8 sayfa önce hem de siyah beyaz tam bir iq testi kitapta hoşuma giden şeyler var mıydı var tabii sanatın tarihsel sürecine değiniyor bazı terimleri sadeleştirmeye çalışmış ama yazar biraz kendini de beğenmiş gibi cümleler arası ben sanattan anlıyorum sen anlamıyorsun ama senin için yazıyorum bak kıymetimi bil havası var ulan tamam sen yaz biz de öğrenelim ama burnumuzun üstünden konuşma sonuç olarak kitap bana resme nasıl bakılırı değil bu kitapta nereye bakılırı sorgulattı görseli ararken resimden soğuyorsun çayla gider mi gider ama içinden sık sık hadi hocam uzatma da resmi bi görebilelim diyebilirsin
Resme Nasıl Bakılır?Lionello Venturi · Hayalperest Yayınevi · 081 okunma
9/10
·288 syf.··
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 13:57
Bir öğretmen olarak kitabı okuduktan sonra her zaman söylediğim şeyi yine söyleyeceğim "herkes anne olmamalı". Çocuğu yetiştirme şeklinden ziyade, sizin o çocuğu yetiştirmek için psikolojiniz ne durumda ona bakmak lazım. Hep de derim anne baba olmak için de IQ testi şart diye, onun yanında psikolojik testler de gerekiyor kesinlikle. İşte bu kitapta da Melike hanım sırf eşini kaybetmemek için, çocuk bakabilir miyim diye düşünmeden çocuk yapıyor, ama psikolojik problemleri yüzünden çocuğu da sorunlu olduğuna inandırıyor. Ana karakterimiz Nur da eşini,işini bırakmış kendi hayatına bakmaya çalışan biri ve şans eseri açtığı dükkan da Melike hanımın apartmanının altında. Bu yolla kesişen hayatlar, garip gözle baktığı Nuri'nin aslında neden öyle olduğunu evlerine dahil olduktan sonra anlıyor. Çok güzel akıcı bir kitap, okurken her duyguyu siz de yaşıyorsunuz, anlatımı çok güzel tavsiye ederim.
Kar KuyusuHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 2024992 okunma
7/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Bir aydan fazladır elimde süründü kitap aslında konu bir hayli merak uyandırıcıydı ama orta kısımlarda tahmin edilebilir ve birazda sıkıcı olmaya başladı. Okuyan çoğu kişi çok üzüldüklerini söyledi açıkcası sonu gerçekten kalbi kırıyor ama ortalarda ne olacağını az çok kestirince çokta sarsmadı beni. Kısaca kitaptan bahsedecek olursam, Charlie çok düşük IQ ya sahip bir insan fakat okumak diğer insanlar gibi olmak istiyor ve bir deneye katılıyor. İlk insan denek olan Charlie ile testi yaptıkları farelerden biri olan Algernon arkadaş oluyor. Charlie ameliyattan sonra ilerleme kaydederken Algernon gerilemeye başlıyor. Hatta bu kadarla da kalmayıp ölüyor. Charlie’yi sarsan son hem Algernon için hem Charlie’nin kendi geleceğini görmedi için acı bir gerçek olarak yüzüne vuruyor.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Satranç - Stefan Zweig
Puan vermedi·83 syf.··
2025 1. kitabı
Dostlar, elimizde satranç var ama taşlar tahtada değil; zihnin en karanlık köşelerinde dizili. Stefan Zweig’in “Satranç”ı, aslında satranç kitabı değil, ama satranç bahanesiyle insan ruhunun çatırdayan merdivenlerini tek tek iniyor. Satranç oynanıyor mu? Evet. Ama burada açılışlar değil, kapanışlar daha önemli. Vezir filan değil mevzu, insanın kendi aklıyla oynadığı o sessiz ama gürültülü oyun. Konuya bir bakalım, ama spoiler yok söz! Bir gemide geçiyor hikâye. Düşünün: okyanusun ortasında, kibar insanlar, beyaz masa örtüleri, çatal bıçak takımı bile senkron nefes alıyor. Derken, aralarına bir dünya satranç şampiyonu karışıyor – Mirko Czentovic. Kendisi tam bir “ben zekiyim ama bunu göstermek istemiyorum” örneği. Yalnız dikkat: göstermek istememesi tevazudan değil, çünkü çocukken zekâyla pek tanışmamış. Hani IQ testi yapsalar, test “Ben gidiyorum.” deyip masayı terk eder. Bu zat-ı şahane karşısında ise, yıllar boyunca Nazi hücresinde tek başına kalan, sadece bir satranç kitabıyla hayatta kalmış, ruhu lime lime olmuş bir adam var. Adını bilmiyoruz, kimliğini tam çözemiyoruz ama içindeki çığlığı duyuyoruz. Satranç onun için sadece bir oyun değil; akıl sağlığı, kaçış, tutunacak son dal. Zweig burada ne yapıyor biliyor musunuz? Bir avuç satranç taşını, psikolojik bir gerilim filmine dönüştürüyor. Ama Hitchcock kıskanmasın, çünkü bu gerilim çok sessiz ilerliyor. Bir taş oynuyorlar, bir cümle kuruyor Zweig ve sen “off” diyorsun, “ben ne okudum az önce?” Kitap kısa ama o ağırlıkla, senin ruhunda fil açılışı gibi yayılıyor. Peki, satranç bilmeyen biri okuyabilir mi? Şöyle söyleyeyim: Satranç bilmiyorsan, Zweig seni yine alıyor. Çünkü burada mat edilen bir şah değil; gurur, zihin, geçmiş, hatta insanlık. Oyunu anlamasan da kaybeden ruhu hissediyorsun. Ama satranç
Alıntı
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Reklam
Reklam