İslam, bu çağın ve ruhunun ateşli ve hareketli arayışında, insan vicdanının şu anki buhranında, bugünün medeniyetinin korkunç çıkmazında ve nihayet gücünün doruğundayken diz çökmüş bulunan ve tekniği göğe çıkmış olmasına rağmen yerde boşluğa, karamsarlığa ve hiçliğe ulaşmış olan, bütün eski dinlere ve yeni ekollere imanını yitirmiş olduğu halde her zamankinden çok kendini dayanılmaz bir şekilde bir imana muhtaç hisseden ve bilimin iktidarının zirvesinde susuz ve muzdarip durumda "inanç" arayan yeni insanın çabasına karşılık gelebilecek bir hakikat olarak gündeme gelebilir.