Üstat Necip Fazıl çok net ve çok sert ifade etmiştir: "Bizler maalesef ayakları şişene kadar namaz kılan bir peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz."
Bizler hep bir işaret ararız. Hep Allah'ın bizimle 'konuşmasını' isteriz. Ama işaretler zaten her yerde, her şeydeler. Allah hep bizimle 'konuşuyor' zaten. Soru şu ki biz dinliyor muyuz?
Mevlana hazretleri diyordu: "Güneş her şeyin üzerine eşit doğar, ama gül başka leş başka kokar." Allah'ın rahmeti bütün varlık üzerine eşit bir şekilde tecelli ediyor ama kafir küfrünün, mümin de imanının gereğini yapıyor.
Düşünün, Hz. Peygamber sizinle sofrada olsaydı şuanki yediklerinizi ona ikram eder miydiniz?
Heralde benim için kitaptaki en çarpıcı cümle buydu.. üzerine düşünülmesi, ona göre aksiyon alınması, bazı şeylerin düzenlenmesi hepimiz için oldukça önem arz ediyor.