Maddiyat emrimin mahkûmu, maneviyat irademin düşkünüdür. Böyleyken yine açım! Ruhum, kendisini doyuracak kanaat gıdasını henüz bulamadı. Arıyorum, arıyorum. Ne mi diyeceksin. Hiç!
Yarabbi! Hayatımda nedir bu lezzet?
Hayata rabteden bu garip kuvvet
Hayat ki bîbekâ, pür derd ü keder
Yine emel o, nedir bu hikmet?
Bir an bırakmaz insanı rahat
Bin türlü âlâm, derd-i maişet
Çocukluğunda ağlar beşikte
Feryatla geçer o vakt-i ismet
Civanlığında bin türlü âmâl
Şeyhûhetinde bin türlü mihnet
Vakt-i ecelde mazi, bir an
Bir an için mi bunca sefalet?
Hâtıfî bir ses verdi cevabı
Dedi: Hayatta bu zevk ü krymet
Âkiller için seyr-i bedâyi
Cahiller için yemekle şehvet!