"Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa."
İmam Gazali
İnsanlar, yaşamadığı deneyimler hakkında, yaşadıklarına kıyasla daha çok şey bilirler diyor Adam Phillips. Bunun temel sebebini ise çocukluğumuzla ilişkilendirerek açıklıyor.
"Çocukluk gelecekteki olasılıklara yönelik bir iştah geliştirmektir."
Çocuk bilgiye açtır. Bilmediği ve deneyimlemediği şeyi öğrenmek ister. Algıları isteklerin yönlendirdiğini söylerken Freud, bilinen ve bilinmeyenin bizim düşüncelerimiz yönünde şekillendiğini ve istediğimiz şekilde gördüğümüzü belirtir.
Çocukların bir an önce büyümek istemeleri de bu yüzdendir. Bir an önce büyümek ve o tecrübesiz haliyle kitaplardan, etrafından gördüğü her şeyi deneyimlemek ister. Yetişkin ise tam tersine, yeterince deneyimlemiş ve olmak istediği yerde yaşama isteğindedir. (Phillips, çocuklara 'seyyah' ve yetişkinlere 'varmış' benzetmesi yapmaktadır.)
"Çocuk coşku dolu bir geleceğin teminatını ister, yetişkinse öyle bir şey olmadığının tasdiklenmesini. Çocuğun arzusu çocukluktan çıkmaktır, yetişkinin arzusuysa değişim isteğinden kurtulmak."
Kaçırdıklarımız
"Duygular, arzular, inançlar, düşünceler ve eylemler gerçekten de kendilerine karşı geliştirilen savunma yöntemleri ile ikame edilebilir, yer değiştirebilir ve onlara feda edilebilir. Kızgınım; bu kızgınlık ilişkimi tehdit ediyor; kendimi iyi ve nazik bir insana dönüştürüyorum. Böyle bir ruhsal simyacılık, sihirbazlık, bu ortadan kaybolma numarası sonunda başkaları ve dolayısıyla kendim için kabul edilebilir biçimde yeniden zuhur ederim. Peki ya kızgınlığa ne olur? "Semptom" diye adlandırdığımız yaygın huzursuzluk biçimleri şeklinde belirir Bu anlamda semptomlar örtük iletilerdir." ( Kaçırdıklarımız )
Çocukluğumuzda bakım isteyen ve yetiştirilmeye muhtaç konumdayızdır. Bu durum, kendimizi ebeveynimizin istediği şekilde (veya istediğini düşündüğümüz şekilde) şekillendirmemize sebep olur. Bazı duygularımızı ve eylemlerimizi 'bakım veren' nasıl istiyorsa öyle yönlendiririz. Aksi takdirde gelecek olan ceza yöntemi ile bunu zaten yapmak zorunda kalırız. Bunun sonucunda ne olur?
Ebeveyn ceza vermese bile çocuk bir süre sonra kendiliğinden pasif duruma geçerek öfke ve kızgınlığını bastırmaya başladığında, bu duygular yok olmayacağından ileriki zamanlarda Phllips'in belirttiği gibi 'Semptom' olarak belirir. Çünkü değişmez bir fizik kuralı vardır; yoktan var olmaz, var olan şey yok olmaz.
Çocuk bastırılmış duygularla büyür. İleriki yaşlarında insanlarla olan iletişiminde duygularını açığa vuramaz. Sürekli bastırıp biriktirdiği duygularını, olmadık bir zamanda çeşitli şekillerde açığa vurduğunda ise, etrafının gösterdiği tepkiye anlam veremez.
"Bastırılan bu kızgınlıklar birikir ve belirli bir sınırı aştıktan sonraki ilk olayda tümden dışavurulur. Ancak bu kez de verilen tepki yaşanmış olan en son olayla orantısız biçimde şiddetli olur ve bunun sonucu ortaya çıkan durum, kişinin