İrem kütük

İrem kütük
@irembook
Orhan Kemal'in "Ağlayarak yazdım dediği ve birçok okuyucuyu sarsan o kitabı.
1000Kitap
17. yüzyılın meşhur seyyahı Evliya Çelebi, Seyahatnâme adlı eserinde, Bitlis Beyi Abdal Han'ın şehir meydanında verdiği ziyafette safranlı, dutlu, narlı, ödağaçlı, amberli, köfteli, fistıklı, dövülmüş bademli ve üzümlü pilav çeşitlerinden söz eder. Yine 17. yüzyılda İstanbul'da divan paşalarına sunulan pilavlar olarak ismi geçenlerden bazıları şunlardır: Dane-i Acem (İran pirincinden yapılan pilav), dane-i fülfül (karabiberli pilav), dane-i fülfül ma'a piyaz (soğanlı karabiberli pilav), bademli, kuş üzümlü, etli, narlı, vişneli pilavlar...
Sayfa 81 - Yedikita·Kitabı okuyor
1000Kitap
Pirinç, bizim için ayrı bir mukaddes değere sahiptir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) nurundan yaratılmıştır. Yerken salavat-ı şerife getirilir, getirmeyene hatırlatılır. Yemekte tek bir pirinç bile ziyan edilmez. Eskiden, pilavsız sofraya oturmayanlar olur, pek çok yemek, yanında pilav olmazsa yadırganır-mış. Hatta eskilerden, meşhur bir mani şöyledir: Ramazan geldi ulaştı Sofralar doldu taştı Davette pilav yoktu Birden iştahım kaçtı
Sayfa 79 - Yedikita·Kitabı okuyor
Alıntı
Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinde tarçın çokça zikredilir. Evliya Çelebi, tarçının bugün bize aykırı gelebilecek farklı kullanımlarından bahseder. Yazdığına göre padişahlar için hazırlanan tavuk çorbasında ve Trabzon'da hamsi pilakinin yapımında tarçın kullanılır. Osmanlı mutfağında 15. asırdan 18. asra kadar balık yahnilerine ve çorbalara tarçın ekildiği başka kaynaklarda da yazar.
Yedikita·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
9.yüzyıla kadar tarçının nereden geldiği tam bir muammaydı. Peşinden çok koşulan, epey pahalı ve oldukça esrarengiz olan bu baharatı, Eski Yunan ve Romalılara Arap tüccarlar temin ederlerdi. Ancak kaynağını kesinlikle söylemezlerdi. Bununla da kalmayıp tarçın toplamanın çok tehlikeli bir iş olduğuna dair rivayetler de uydurmuşlardı. Anlattıklarına göre tarçıni, sarp kayalıklara yuva kuran, yarasaya benzer büyük kuşlar yuvalarına getirirdi. İnsanlar da yuvalara yakın bir bölgeye büyük et parçaları bırakırlar. Kuşlar doğruca uçup gelirler ve etleri yuvalarına taşırlar. Yuvalar, etin ağırlığını taşıyacak kadar dayanıklı olmadığından yere düşer. Adamlar da gelip tarçını toplar. Hikâye, dinlerken keyifli olsa da tamamen hayal ürünüdür. Maksat elbette yüksek fiyattan satış!
Sayfa 59 - Yedikita·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı