Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegane kişi olmak onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş. Orhan'ın artık elini sürmeyeceği gözlüğüyle, masasının üzerindeki yarım kalmış romanla, ayağının izi çıkmış ev terlikleriyle, lavabonun kenarındaki tıraş takımıyla, portmantoda asılı, cebinde hala mendili duran hırkasıyla baş başa kalmak gidişinin en sert tokatlarından biri oldu bana.
Sabah olunca kalkıp bir kahve yapmak için bahanem oluyordu. Kahve hazırlamak beni belli bir noktaya kadar yaşamsal faaliyetlerine devam eden biri yapıyordu. Gece dağılan parçalarımı bir araya getirip sıkıca yapıştırıyordu sanki.