“Nedir senin için baba?”
“Annenin karnına düşürdükten sonra oğlunu hayatının sonuna kadar koruyup sahiplenen, güçlü, şefkatli kişidir baba. Dünyanın başlangıcı ve merkezidir o. Bir baban olduğuna inanıyorsan, onu görmesen bile kendini iyi hisseder, onun orada olduğunu, gelip seni şefkatle koruyacağını bilirsin. Benim öyle bir babam olmadı.”
Kitaba kötü diyemem. Genel olarak kitabı beğendim. Sadece uzun süre elimde olmasından dolayı belki aldığım haz azalmıştır bilemiyorum. Aslında hiç böyle bir son beklemiyordum. Spoi vermek istemiyorum ama oğlu olduğunu öğrendiğimde bile hiç böyle bir sonla karşılacağımı düşünmedim. Genelde kitap sonlarında ağlayan bir insan olarak bundan etkilenmedim. Çünkü o kısmı hiç öyle uzun uzadıya anlatmamış. Kitap boyunca Oidipus ve Rüstem in hikayelerinde eleştirdiği şeyi tüm ayrıntıyı gözler önüne sermenin yanlış olduğunu sezdirdiği için (yada bana öyle geldi bilemiyorum) kitabın sonunda o ayrıntıya hiç girmemiş. Dolayısıyla bu da kitapla aramda bir duygusal an oluşmasına engel oldu kanımca. Okurken Bilgi olarakta bana bir şeyler katan kitapları ayrıca seviyorum. Bu kitapta iki efsaneyi öğrenmemi sağladı.
Bir başka yönden de, gençtir hata yapar söyleminin söylendiği kadar kolay bir şey olmadığını, insanın bir hatasının tüm hayatını etkilediğinide gözler önüne seriyor. Uzun lafın kısası ben beğendim.
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?
“Böyle zamanlarda hepimizin ortak kararı, hayatın acımasız ve adil olmadığı yönünde olsa da, aslında yaşam bir paradokstur ve geçmişte aldıklarını gelecekte vererek, yitirilmek üzere olan dengeleri tekrar kurar. “