Bize şimdi süblim bir karikatür gibi görünen Matmazel Noraliya’nın koltuğu, onun yalnız kendi ben’ine değil, bütün benlere, mücerret ben’e isyandır. Bütün dinlerin, fikirlerin ve politikaların tarihi bu isyanın tarihidir. Dinler, insanın -iştah, şehvet, kazanç hırsı ve kibir halinde- kuduran ben’ini Allah’da eritmeye çalışmışlardır. Hümanizm, onu, insanlık idealinde uyuşturmaya savaşır. Nasyonalizm fena fil’millet’i emreder. Ben’in Allah’da yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır. Bütün bu ideallerde müşterek olan şey ben’in fenasıdır. Fakat burada fenayı (fani olmayı) lügat manasıyla anlamak doğru olmaz. Bu, mecazi bir yok olma halinde bir “emrinde olma”yı tazammun (kapsamak) etmelidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gökyüzündeki aydınlık ve beyaza çalan mavi duruluğu içinde şimdiki ruh hali o kadar çok vardı ki, bu yakınlık, ona kendi içinin gökyüzü olduğu zannını bir an kanaat haline varan bir aydınlık duygusu verdi.