Birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne.
Seksen yaşındaydı.
İkisi de.
Birlikte olabilmek için kırk yıl.
Birlikte ölebilmek için de
Bir kırk yıl daha
Yaşamışlardı.
Dünya üzerindeki yüz binlerce çocuk askerden farksız olarak, ön bahçedeki köpekler de seçmemişti hayatlarını. Sadece, içine doğdukları vahşetten daha vahşi olmak zorunda kalmışlardı. Boyları tüfekleri kadar olan çocuk askerlerle, dünyanın bütün bahçelerindeki bütün saldırı köpeklerinin arasındaki tek fark, aldıkları ödüllerdi. Aslında ödülleri de aynıydı. Ancak birine pişmiş, diğerine çiğ veriliyordu. Çocuklar çiğ et yiyemiyordu. Yiyebilselerdi, düşman çocuk askerlerin cesetlerini yerlerdi. Ve çok daha ucuza gelirlerdi!