Kitabı sonunda okuyup iyice düşündükten sonra bu incelemeyi yazmaya karar verdim. Kitapta, savaş zamanında nazilerin toplama kampını psikiyatrist ve nöroloji doktorunun gözünden görme şansımız oluyor.
(Spoiler)
Kitabın yazarı, nazi kampından kurtarıldıktan sonra diğer kurtarılan kişilerin psikolojik bunalımlarını görüyor ve onlara yardım etmek amacıyla logoterapi isimli bir metot geliştiriyor.
Kitap 3 bölüme ayrılıyor. İlk bölüm otobiyografi şeklinde 2 ve 3 psikolojik yaklaşıyor. Ben ilk bölümü kendimce yorumlamak istiyorum.
Kitapta nazi kampındaki kişilerin ne kadar zor durumda olduklarını, yapılan işkenceleri, tanık oldukları travmaları okudukça insan, nasıl bu kadar acıya rağmen hayatta kalmayı başarır şaşırıyor. Bunca hayal kırıklığı ve ıstıraplara rağmen insanı hayatta tutan tek şey olabilir o da umut.
İnsanlar başlarına ne gelirse gelsin; hastalık, açlık, sefalet, özlem.. Sadece umutlarını kaybettiklerinde kaybettiklerini gördüm. Bu aydınlanma ve bu sonuca varmak beni çok etkiledi. Kitapta şöyle bir örnek vardı; yılbaşından sonra ölüm sayısında beklenmedik bir artma görülmüş. Bunun nedeni hastalık veya açlık değildi sadece umutsuzluktu. İnsanlar toplama kampında noelde ailelerimizle beraber oluruz umuduna sarılmışlardı. Ancak bu gerçekleşmeyince tutunacak dal da kalmayınca ölmüşlerdi.
Kitaptan çıkardığım bu anlam beni çok etkiledi kitabı da çok beğendim. Kitabı beğenenlerin çizgili pijamalı çocuk ve gel ve gör filmlerini de beğenebileceğini düşünüyorum.