“İnsanlar da böyle. Hayatına birini alır, olduğu gibi ve tüm gerçekliğiyle kabul etmek yerine onu yavaş yavaş değiştirir. Bunu öyle usulca yapar ki, çoğu zaman değiştirilmek istenen kişi kendine yapılanı fark etmez bile. Önce soyarız karşımızdakini. Benliğinden soyarız. Birer elbise gibi çıkarırız ruhunun üzerinden onu o yapan ama bize uymadığı için sevemediğimiz özelliklerini. Alışkanlıklarını değiştirir ya da ona yeni alışkanlıklar dayatırız. Bize ait olanları, ona, ruhuna, hayatına sindirmeye çalışırız.”
“İnsan, kendini tamamlayabilecek olana meyleder fakat bunu farkında bile olmadan yapardı. Kendinde olmayan neyse onun peşinden koşar, kendinde fazla olan neyse ondan arınmak isterdi. Bu bilinçsizce çıkılan bir tür denge arayışıydı.”