"Güçlü olmak ya da güçsüz olmak aslında bir tercihtir, Minel. Hangisini seçeceğine sen karar verirsin. Her insan acı çeker, önemli olan güçsüzlüğünle değil gücünle acı çekmektir."
"Bazen, en çok ihtiyacın olduğunda sana artık iyi gelmeyecek kişiler gitmelidir, Minel. Ve bazen, gitmekten başka bir seçeneğin olmaz. Sadece gidersin. Arkana bile bakmazsın."
"O gün, kriz geçirdiğin gün kendinde ve onda fiziksel yaralar açtın, Minel. Korel kendindeki yaraları umursamadı, senin yaralarına merhem sürdü. Ve sen de onun yaralarını umursamadın. Gürkan bana geçmişinizin de böyle olduğunu söyledi."
"Dışarıdan, bir adamın peşinde koşan kadın ile kaçan adam gibi görünüyordunuz. Fakat içinize girdiğimde ne gördüm, biliyor musun? Korel'in bakışlarını. Sen ona bakıyorken değil, sen ona bakmıyorken gözlerini. Kumarhanede kriz geçirip hastaneye götürdüğümüzde başından ayrılmadı; başından ayrılmamayı bir yana bırak, gözlerini üzerinden ayırmadı. Uyumasını teklif bile edemedik. Senin gözlerin kapalıyken saatlerce uzanıp elini tuttu. Sen gözlerini açtığında ise o eli tutmaması gerekiyormuş gibi davrandı. Sanki hiçbirini yapmamış gibi."