Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi'nden Gülperi Sert çevirisiyle çıkan bu kitapta biri kısa olmak üzere üç tane hikâye bulunmaktadır: Sahaf Mendel, Görülmeyen Koleksiyon ve Unutulmayacak Bir İnsan. Kitabı okumadıysanız bu incelemenin devamında kitabın içeriğiyle ilgili detay vereceğim, bilginize. Yine de hikâyelerin sonlarından bahsetmeyeceğim.
Kitabın adını alan Sahaf Mendel adlı ilk hikâyemizde hep aynı kafenin arka odasında oturan ve durmadan kitap okuyan Mendel'i görüyoruz. Mendel, kitap simsarı olarak ün salmış biri, herhangi bir okuyucu bulamadığı bir kitabı ne zaman gidip Mendel'e sorsa o hemen bulabiliyor. Beyni adeta bir bibliyografya gibi işliyor ve kafasını kitaptan kaldırmıyor. Kafasını kitaptan kaldırmadığı için de çevresinde olan bitenin farkında değil. 1. Dünya Savaşı zamanında geçen bu hikâyede çevresinde olan bitenin farkında olmamak Mendel için farklı sonuçlara yol açıyor. Devamında zuhur eden olaylar da Mendel'in kitapların içindeki dünyanın dışına çıkmamasından kaynaklanıyor.
Görülmeyen Koleksiyon adlı ikinci hikâyede ise görme yetisini sonradan kaybetmiş sanat tutkunu bir baba, her gün aynı sırayla aynı eserleri kontrol ediyor. Yolu bir gün bu eve düşen antikacı ise çok enteresan bir manzarayla karşılaşıyor. Geçim zorluğunun denk geldiği bu dönemde eski bir müşteriyi ziyaret eden bu antikacı, görülmeyen bu koleksiyonun arka planında olanları görüyor.
Unutulmayacak Bir İnsan adlı son kısa hikâyede bulunan karakter, yaptığı iyiliklerle paradan ziyade insan kazanıyor. Herkesin sevdiği bu adam, para kullanmadan geçimini sürdürebilen bir adam. İyi de para kullanmadan nasıl geçinebiliyor?
Zweig bu hikâyelerinde sanattan, sanata olan tutkunun insanı ne kadar kör edebileceğinden, savaşın oluşturabileceği sonuçlara ve insanlarla