Bu bir anlatı olsun hatta bir nevi dertleşme.
Pembe mi mor mu ?
Bu soruyu kaç defa sordunuz kendinize veya çevrenize ?
Ben eflatun diye bir rengin varlığını öğrenene kadar sordum.Böyle bir rengin adını öğrendiğimde yedi yaşındaydım, beş yaşındayken annemin bana ördüğü kazak sayesinde öğrendiğim yavruağzı renginden sonra duyduğum en havalı renkti.Söylemesi de değişik ve güzeldi ağzın önce açılıyor sonra büzüşüyor komik yani:Eğlenceli.Üstelik nasıl da güzeldi hem mor vardı hem pembe ! Pembe aşığı,mor sevdalısı bir kız çocuğu daha ne isteyebilir ki harika bir birleşim.
Bu renkle tanışmam arabayla önünden geçtiğimiz bir apartman sayesinde oldu hayatımda gördüğüm en harika apartmandı küçüktü ama benim küçük bedenim için büyüktü,beyaz Pimapen camlarıyla dantelli tülleri arasındaki değişik renkli menekşelere kadar gözümü kapattığım an karşımda beliriyor bugün bile.İlk olarak Pembe dedim heyecanla evin rengi hakkında yorum yapacak kapasitede gördüm kendimi. Kafamdan bir ses "Hayır ya mor a daha çok benziyor." dedi. Kafamdaki kavganın bir sonucu olmadığını anlayıp bir bilene danıştım hemen.O zamanlar şimdikinden daha akıllıymışım galiba yine kafama takılan her soruyu böyle soruyor olabilsem belki hayat daha kolay olur belki de artık daha iyi bir bilen yoktur.
Annem o gün tanıştırdı beni eflatun ile, en sevdiğim olmuştu bir anda kalbimin ortasına gelip konmuştu.Hep o yolu kullandığımız yerlere gitmek isterdim yine aynı yoldan geçelim yine göreyim eflatun evi diye. Arabayla yanından geçtiğimiz o birkaç saniye yetiyordu bana.Asla direkt olarak söyleyemezdim eflatun evi görmek istediğimi bu bir sırdı çünkü kendim ve kendim arasında olan bir sır.
Okumayı öğrendikten sonraki geçişimizde adını okudum apartmanın:Avcı apartmanı. Ne kadar çirkin bir isim diye düşündüm. Böyle güzel