Bugünün geleceğini, sayfalarının biteceğini, gün gelince kitaplığımın 3.rafında yerini alacağını ilk sayfanın açtığım an biliyordum.Hayatıma gireli tam olarak 2 yıl 5 ay olmuş.Seni alakalı alakasız gittiğim her yere sürüklediğim koskoca iki yıl beş ay...
Dile kolay kalbe zor o günlerimde ve her günümde yanımda olan biricik yol arkadaşım seni seçtiğim gün ağustosun vedalaştığı Eylül'ün selam çaktığı sıcak günlerdi, çabuk bitip gitmesini istediğim günler.. İlk olarak Maksim Gorki'yle tanıştırmışım seni, ilk yazdığım cümle ve yanına aldığım küçük notu görünce yine bir gülme aldı beni "Bal çoğu kez acı olurdu ama her bilgi yine de baldı!" Acı bal yeme konusunda Dünya markası olduğumu düşünüp rakip tanımaz ruhumu kelimlerle ifade ederek bu cümlenin yanına not almışım.Ah ah kıymet bilmeyen insanlar,insan,tamam ya ben.Kıymet bilmeyen benim..Bugün Şubat'ın ilk günü ve şaşırtıcı şekilde Güneş tıpkı bir yaz günü gibi parıldıyor gökyüzünde tıpkı seni ilk aldı.... Neyse ilk gün son gün uyum edebiyatı yapardım şimdi ama eğer hava yağmurlu olsaydı da 'hava bile gidişine ağlıyor..' edebiyatı yapabilirdim şovmenlik yapmayalım düzgünce veda edelim..
Sana günlük desem değilsin,kitap defteri desem genel tanım için doğru ama tam tanım için uygun değilsin.Sevdiğim bir şarkı,şiir, kısacık bir söz, öğrendiğim yeni bir kelime,inanış,kişiydin bazen.Tanımını asla 'tam olarak' yapamam ama şunu söyleyebilirim ki: özelsin.Biliyorum ne ilksin ne de son ama en zor günlerimi birlikte aştık sensiz ve yeni edineceğim sen ile nasıl olacak,anlaşabilecek miyiz hiç bilemiyorum.Okuduğum her kitabın daimi yaveriydin.Ahım şahım hiç bir özelliğinin olmaması, herhangi bir tanıtım ürünü olmanın yanında sert kapağı,lastiği,kalem koyma yeri,kaliteli kağıdın ile aradığım kriterleri bir arada bulunduran biçilmiş
Bu bir anlatı olsun hatta bir nevi dertleşme.
Pembe mi mor mu ?
Bu soruyu kaç defa sordunuz kendinize veya çevrenize ?
Ben eflatun diye bir rengin varlığını öğrenene kadar sordum.Böyle bir rengin adını öğrendiğimde yedi yaşındaydım, beş yaşındayken annemin bana ördüğü kazak sayesinde öğrendiğim yavruağzı renginden sonra duyduğum en havalı renkti.Söylemesi de değişik ve güzeldi ağzın önce açılıyor sonra büzüşüyor komik yani:Eğlenceli.Üstelik nasıl da güzeldi hem mor vardı hem pembe ! Pembe aşığı,mor sevdalısı bir kız çocuğu daha ne isteyebilir ki harika bir birleşim.
Bu renkle tanışmam arabayla önünden geçtiğimiz bir apartman sayesinde oldu hayatımda gördüğüm en harika apartmandı küçüktü ama benim küçük bedenim için büyüktü,beyaz Pimapen camlarıyla dantelli tülleri arasındaki değişik renkli menekşelere kadar gözümü kapattığım an karşımda beliriyor bugün bile.İlk olarak Pembe dedim heyecanla evin rengi hakkında yorum yapacak kapasitede gördüm kendimi. Kafamdan bir ses "Hayır ya mor a daha çok benziyor." dedi. Kafamdaki kavganın bir sonucu olmadığını anlayıp bir bilene danıştım hemen.O zamanlar şimdikinden daha akıllıymışım galiba yine kafama takılan her soruyu böyle soruyor olabilsem belki hayat daha kolay olur belki de artık daha iyi bir bilen yoktur.
Annem o gün tanıştırdı beni eflatun ile, en sevdiğim olmuştu bir anda kalbimin ortasına gelip konmuştu.Hep o yolu kullandığımız yerlere gitmek isterdim yine aynı yoldan geçelim yine göreyim eflatun evi diye. Arabayla yanından geçtiğimiz o birkaç saniye yetiyordu bana.Asla direkt olarak söyleyemezdim eflatun evi görmek istediğimi bu bir sırdı çünkü kendim ve kendim arasında olan bir sır.
Okumayı öğrendikten sonraki geçişimizde adını okudum apartmanın:Avcı apartmanı. Ne kadar çirkin bir isim diye düşündüm. Böyle güzel