veysel demirkol, bir alıntı ekledi.
32 dk.

Bu doktor, onlardan biri değildi. Bu doktor, hemen hemen dört yüz yıllık bir süreden beri Kino’nun ırkını döven, aç bırakan, yağmalayan, aşağılayan bir ırktan geliyordu, bu ırk onları öylesine korkutmuştu ki, yerliler boyun eğip kapısına koşmak zorundaydılar hep.

İnci, John Steinbeckİnci, John Steinbeck
İsmail | Synergy, İsrail Siyasetini Oluşturan Efsaneler'i inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 16 günde · 8/10 puan

Son yüzyıl içinde Hitlerin Yahudi soykırımı yaptığını çoğumuz duymuşuzdur. Efendim gaz odaları, ceset yakma fırınları, toplu biçimde ateşte insanları yakmalar filan. Resmi veya adına ne derseniz deyin, işte o rakamlara göre 6 milyon Yahudi insanı soykırıma uğramıştır. Peki bu ne kadar doğrudur? Meşhur Auschwitz toplama kampında yaşananlar gerçek midir? Çekilen bazı fotoğraflar ve sonrasında yapılan dram filmleri bu soykırım iddialarını daha da güçlendirerek insanlığa fayda mı zarar mı veriyor? Fransız Yazar Garaudy, bu soykırım iddialarına tarihi belgelerle değiniyor. Hem de büyük bir titizlikle. Nitekim Fransa'da yayınladığı kitabı yasaklı duruma düşüyor ve kitabını bazı ülkelerde basmak zorunda kalıyor. Çünkü eserinde değinmiş olduğu esas konu, katledilen Yahudi insanların üzerinden prim yapmaya çalışan Yahudi lobisi. Nazi Almanyası döneminde yüzbinlerce insanın özellikle Yahudilerin kamplarda veya bazı şehirlerde eziyet görmesi, öldürülmesi, birtakım zengin Yahudilerin, bugünkü İsrail'e göç adı altında yerleşerek, büyük güce(İsrail'e), bir medeniyetin temelleri atılma şansını veya sebebini oluşturmuştur.

Öncelikle kitapta dikkatimi çeken Gaz odaları konusu. Birkenau'da bulunan 46 adet fırın günde 4400 ceseti yakıyormuş. Lagace adlı bir kişi de, bu fırınların teknik özellikleri bakımından günde en fazla 150 gibi bir ceseti yakacağını söylüyor ve 4400 sayısı iddiasını imkansız ve saçma buluyor. İşte bu türden açıklamarla yazarımız derinlere iniyor ve belgelerle sunum yapıyor. Gaz odalarının fotoğrafı dahi olmadığını, ileriki yıllarda Yahudilerin birkaç kopyasını yaparak insanlığa bir dram sahnesini sergilediğini bahsediyor. Tabii asla red etmiyor. Çoğu insanın gerçekten zulüm gördüğünü, ağır işlerde çalıştığını, tifüs ve koleradan yaşamlarını kaybettiğini bir bir açıklıyor. Tabii ilerili yıllarda Nuremberg Mahkeme ve diğer kuruluşlar, ölenlerin sayısının 6 milyon değil de, 1 milyondan biraz fazla olduğunu açıklamışlardır. Peki azımsanamayacak bu 5 milyon sayısı nereden çıktı?

Şimdi de İsrail ve Filistin konusu hakkında eser ve yazarın bağlantısından biraz bahsedeceğim; Bazı Yahudi kesimlerinin açıkça söylediği bir metin vardır: '' Bizim gelip yurtlarını ellerinden alıp dışarı attığımız anlamda değil ama gerçekten var olmadıkları için Filistin halkı biye bir halk yoktur.'' Aslında bu söz ne kadar açık ve nettir. Yani İsrail Filistin yok olup kendileri tamamen hakim oluncaya kadar kimseyi dinlemeyecektir. Bu savları gerek Dünya politikalarında izlediği güç gösterisi, gerek Abd Başkanlarının Yahudi lobisine itaatleri manasında değerlendirebiliriz. Bu kitabı okudum, gerçekten şok oldum bazı yerlerde. Mesela 1967 yılında İsrail Golan Savaşı bahanesi için ABD gemilerini bombalıyor. Hem de bile bile. İşte vaad edilmiş topraklar için dolarlarının gücüne sığınan İSrail kardeşini vuruyor ve kimsenin aklı almıyor. İşte burada Yahudinin ne şeytani bir güçte olduğunu anlıyoruz.
Tabii bununla bitmiyor. Malum kampta bulunan ateş çukurları diye bahsedilen yerlerin birer bataklık olduğu ve buralarda bu ateşlerin yakılamayacağı tespit edilştir. Bir de edebiyat yönü var ki, burada da karşımıza Yahudiler çıkıyor. #29614705

Aslına bakarsanız İsrail Devleti, ne Yahudileri ne de tüm ırkları düşünüyor ve de onlara saygı duyuyor. Tamamen vaad edilmiş topraklar ve üstün ırk inancı ile hareket ediyorlar. Bu uğurda önlerine kim çıkarsa hem ekonomi hem askeri güç kullanacağı çok bariz. Dünyaya bakıyorum da kimsenin gıkı çıkmıyor. Çünkü her yönüyle 'gizli'/ 'lobi' bir güç var ortada. İnancımdan dolayı derim ki Allah ve yolundan ayrılırsak bizler de bu lobinin kölesi olacağız ve oluyoruz da. Soykırım hiçbir zaman iyi değildir ve ölü sayısının rakamsal değeri olmasa da bu sayıların abartılması da tarihi açıdan asla hoş karşılanmaz. Ve genel olarak bakmak lazım. Bir yandan Nazi katliamlarını unutmayacağımız gibi, bir yandan da Dresden, Hiroşima ve günümüz Halepte yaşanan katliamları da unutmamalıyız. Yahudi insanlarının yasını tutan zihniyet, Suriye'de ve diğer ülkelerde acımasızca yitip giden canları, öldürülen bebekleri ve yine gaz odası mantığıyla hareket eden kişiler, fosfor ve klor gazlarıyla can çekişip ölen onbinlerce insanın da yasını tutacak mı?

İnsanların seçme şansı olmadığı renk, ırk,cinsiyet,aile gibi kavramlardan hep ötekileştirme kampanyaları yürütüldü. Oysa bilinmeli ki bu tür aciz fikirler kaybetmeye mahkumdur.

Dün üstünlük ölçüsü kan, toprak, ırk, soy ve aile idi; bugün ise iktisat, para, sermaye oldu.

Ali Şeriati

Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
23 May 03:48 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Dün üstünlük ölçüsü kan, toprak, ırk, soy ve aile idi; bugün ise iktisat, para, sermaye oldu."

İdeallerin Yenilgisi, Ali Şeriatiİdeallerin Yenilgisi, Ali Şeriati
Nur, Huzursuzluk'u inceledi.
22 May 16:10 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitap gazeteci İbrahimin haberlerde çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberini görüp doğduğu şehir Mardin’e gitmesiyle başlıyor. Kendisini birden Hüseyin’in nasıl öldüğünü araştırırken ve yürekleri dağlayan gerçeklerin içerisinde buluyor. Mardinli Hüseyin ve Ezidi kızı, IŞİD zulmünü sonuna kadar yaşamış olan Meleknaz’ın hikayesini öğrenmeye başlıyoruz. Yaşanılan olayların gerçek olmasıyla insanın kitabın adı gibi Huzursuzluk yaşamaya başlaması kaçınılmaz son. Yaşanan zulmü, insanların din, dil, ırk diye ayrımcılık yaparak dışlanılmasının sonuçlarını görüyoruz. İnsanlık tarihinin ne kadar acımasız olduğunu bu kitapla bir kez daha gördüm ve çok mutsuz oldum. Bebek, çocuk, yaşlı, genç ayırmaksızın yapılan işkenceler, ölümler, tecavüzlerle insanın yüreğini burkan bir kitaptı. Mutlaka okumalısınız, beğenen kadar beğenmeyeni de çok olan bu kitabı ben fazlasıyla beğendim sadece sonu biraz yarım kalmışlık hissi verdi o kadar. Onun dışında etkileyici, sürükleyici, acıklı ve akıllardan çıkmayacak bir kitap okumak istiyorsanız #tavsiyeediyorum alın ve okuyun

ibiaryu, bir alıntı ekledi.
22 May 15:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Asıl korkulması gereken ırkçı olduğunun farkında olmayanlar. Irkçı olduğu halde , ırkçılıkla mücadele ettiğini sanan denyolar. Bunlar çok felaket. Çok sinsi. Kendisini şartlandırmış adam , ırkçılıkla mücadele adına ırkçılık yapıyor.
Bir de ırkçılık yaparken , ırkçılık görenler var. Evlere şenlik. Komik olurlar. Adam süzme ırkçı ama ırkçılıktan yakınıyor. Kara mizah. Sevgi kelebeği olmak adına kasmak gereksiz. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil Ya da kimse falanca ırk geçmişte çok ezildi diye o ırka mensup bir orospu çocuğuna sempati duymak zorunda değil. Kişilere indirmek lazım. İnsanız sonuçta Ama ırkçılık öyle bir kızgın demir ki , her an götünüze yapışır. Oyun gibi başlar ama başını yer bir gün.

Kebabman, AngutyusKebabman, Angutyus
Dilek Obut, bir alıntı ekledi.
22 May 15:08

Dünyada aslında iki ırk vardır. Dolandırılanlar ve tecavüz edilenler.

Malafa, Hakan GündayMalafa, Hakan Günday
Zafer, Huzursuzluk'u inceledi.
 22 May 10:21 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Din; zulmün gerekçesi olmamalı.

İncelemeye başlamadan önce Zülfü Livaneli'ye bir parantez açmadan başlamak istemiyor insan. Sanırım günümüzde Zülfü Livaneli gibi "gerçek sanatçılar" pek yok. Çünkü kendisi gibi birden fazla işi aynı güzellikte yapan insanlar pek bulunmuyor ne yazık ki(yazarlık ve şarkıcılık gibi). Bu yüzden bence büyük bir tebriği hak ediyor.

Kitabın konusuna değinecek olursak; kitapta çocukluk arkadaşı olan İbrahim ve Hüseyin adında iki arkadaştan Hüseyin'in Amerika' da ölümüyle başlıyor olaylar. Gazeteci olan Hüseyin'in arkadaşı İbrahim'in bu olayı araştırmasıyla başlıyor, olayların perde arkası.

Kitapta Hüseyin ile Meleknaz adında ezidi bir kızın aşkı anlatılıyor. Sanırım kitapta Hüseyin ile Meleknaz'ın aşkından çok Meleknaz'ın sırf dini yüzünden görmüş olduğu zulümler yaralıyor insanı.

Kitapta aynı zamanda ezidilik gibi pekçok konuda insanı aydınlatan bilgilerin serpiştirilmesi kitabı ayrıca renklendirmiş.

Her sayfada insanı düşündürmeye zorlayan, dersler çıkartan ve aynı zamanda insanlara; din, dil, ırk üçlemesinin dışında baklamaya zorlayan akıcı ve sade bir eser ortaya çıkarmış usta yazar.

Sanırım; bu kadar çok güzelliklerle örülü bir kitapta, kitabın tam anlamıyla bir sonunun olmayışı sayabileceğim tek eksisi.

Uzun lafın kısası gerçekten okunmaya değer bir eser.
Okuyun, okuyun. :)

BERNARD LEWİS'İN TÜRKİYE VE ORTADOĞU PLANI....

1997 yılında, Bernard Lewis’in etnisite ve mezhep ayrılıklarını esas alan İslam Dünyasını bölme projesini Dr. Muhammed Umara “Arapların ve Müslümanların Parçalanmasına Dair Siyonist Proje” başlığı altında Mısır’da yayınlan Eş-Şa’ab gazetesinde yayınladı.

Muhammed Umara,“Executive Intelligence Research Project” başlığı altında Pentagon’un yayınladığı dergideki bilgilere dayanmaktadır. Bernard Lewis’in sunduğu proje kısaca şöyledir:

1. Pakistan’daki Belucistan bölgesini İran’ın komşu Belucistan bölgelerine katmak suretiyle “Belucistan” devletinin kurulması,

2. Pakistan’ın kuzeybatısındaki bölgenin Afganistan’daki Peştun bölgesine eklenerek “Peştunistan” devletinin kurulması,

3. İran, Irak ve Türkiye’deki Kürt bölgelerinin birbirine katılmasıyla “Kürdistan” devletinin kurulması,

4. İran’dan Kürt ve Beluci bölgelerin koparılması suretiyle aşağıdaki etnisitenin ışığında İran’ın iç taksimatı gerçekleştirilecektir. Böylelikle aşağıdaki devletçiklerin kurulması sağlanacaktır:
a. İranistan
b. Azerbaycan
c. Türkmenistan
d. Arabistan
Bu dört devletçik İran’ın içindeki devletçikler olarak ortaya çıkacaktır.

5. Irak’ta 3 devlet kurmak
a. Kuzeyde Sünni Kürt Devleti
b. Ortada Sünni Arap Devleti
c. Güneyde Şii Arap Devleti

6. Suriye’de 3 ya da 4 devletin kurulmasını sağlamak
a. Dürzi Devleti
b. Alevi-Nusayri Devleti
c. Sünni Devleti
d. (Kürd devleti)

7. Ürdün’ü 2 yapı halinde ayırmak
a. Bedeviler
b. Filistinliler

(Burada İsrail’in kendisine katacağı Batı Şeria yakasına işaret edilmemektedir.)

8. Suudi Arabistan, krallığın 1933 yılındaki kuruluşundan önceki haline, kabile mozağine, dönüştürülecektir. Böylelikle bu devletlerin Kuveyt ve Bahreyn, Katar ve diğer emirliklerden fazla ağırlığının olmaması sağlanacaktır.

9. Lübnan’ın siyasi coğrafyasının aşağıdaki temeller ışığında yeniden gözden geçirilmesi

a. Hıristiyan bir devletçik
b. Şii bir devletçik
c. Sünni bir devletçik
d. Dürzi bir devletçik
e. Alevi bir devletçik

10. Mısır’ın en az 2 devlete bölünmesi

a. Müslüman Arap devlet
b. Kıpti devlet

11. Sudan’ın güneyinin kuzeyinden ayrılmasını sağlamak suretiyle
a. Güneyde bağımsız siyahi bir devlet
b. Kuzeyde bir Arap devleti kurulacaktır

12. Batı Arap siyasi coğrafyasının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Böylelikle Berberilere ait dağılım ve kabilelerine bağlılık esasına göre birden çok devletin kurulması sağlanacaktır.

13. Aynı şekilde Araplar, Zenciler ve Araplar ve Zencilerden melezler arasındaki kavgadan hareketle Moritanya’nın yeniden yapılandırılması

Bu proje sayesinde 1916 tarihli Sykes-Picot tekrar gözden geçirilerek din, ırk ve mezhep esaslarına dayalı 30 küsur devlet daha ortaya çıkartılmış olacaktır.