Altı ve on iki yaş aralığındaki çocuklar atom savaşından zarar görmemeleri için güvenilir bir yere götürülmek üzere uçağa binerler. Bindikleri uçak saldırıya uğrar ve uçak bir adaya düşer. Çocuklar bu adada mahsur kalır ve yanlarında tek bir yetişkin yoktur. Yetişkinler olmadan yaşamanın eğlenceli olacağını düşünen çocuklar zamanla içlerinde bastırılmış kötülüğü ortaya çıkarmaya başladıklarında durum tehlikeli ve acımasız bir hal alır.
İyi eğitimli ingiliz çocukları başta yaramazlıktan ve şiddetten kaçınsalarda, -uygarlığın korkuyla benimsetildiği- bu çocuklar korkacakları bir yetişkin olmaması sebebiyle varoluşlarındaki kötülük zamanla ortaya çıkmaya başlar.
Kitapta dört ana karakter var: Domuzcuk, Ralph, Simon, Jack.
Domuzcuk: Şişko olması sebebiyle diğer çocuklar tarafından bu isim takılmıştır ve gerçek ismi bilinmemektedir. Daima ne yapılması gerektiğini bilen, dengeli, planlı, hızlı düşünebilen bir çocuktur. Dış görünüşü sebebiyle kimse onu dinlemez ve söylediklerini farkına varmaz.
Ralph: iyi huylu, merhametli, yardımsever ve doğuştan önder bir çocuk. Domuzcuk onun beyin görevini üstlenir. “Gülünç bedeninde bir beyine sahip” der domuzcuk için.
Simon: Ermiş bir çocuktur. Akıl ve sağduyunun peşinden gider. Adadaki çocuklar bir canavardan korkmakla birlikte Simon “Bizden başka canavar yok belki” diyerek insanlığın kronik hastalığına deyinmiştir.
Jack: Kötü huylu, acımasız, vahşi bir çocuktur. Uyguladığı acı çektirme yöntemleri ve acımasız politikaları onun “küçük bir hitler” olduğunu hissettirir.
Uygarlık; sevgiye, hoşgörüye ve merhamete dayandırılsaydı bunların hiçbiri olmazdı.
Korkuyla bastırılan her kötülük, gün yüzüne çıkmak için hazırda bekler.
“İnsan zihni boş bir levhadır” diyen John Locke son derece haklı olup; çocuklar bir