“Evet, yaşamım bir hayaletin egemenliği altında, en ufak bir sözcükte belirsizce biçimleniyor, sık sık, kendiliğinden çırpınıyor üzerimde. Durgun havalarda görülen, fırtınada da dalgaların etkisiyle parçalanıp kıyıya vuran şu deniz ürünleri gibi görkemli anılar gömülü ruhumun derinliklerinde.”
“Aylardır nasıl karanlık, sıkıcı, umutsuz bir yaşam sürdüğümü kim anlayabilir? Yapacak işim yok. Beklediğim bir şey yok. Geceler gündüzden, gündüzler geceden farksız.”
“Bir an bile unutmamıştım. O hep aklımdaydı; çünkü ona olan sevgim gün ışığında dağılıverecek bir sis ya da yağmur yağınca yıkılıverecek bir kumdan kale değil, mermer üzerine yontulmuş bir yazıydı ki mermer var olduğu sürece silinmezdi.”
“Sevda, yeni açılmış bir pınar gibi içimden fışkırmış, tatlı sularını ruhumun tarlalarına yaymakta. Oysa ben o toprakları nice zahmetlerle, nasıl dikkatle temizleyip ayıklamış, özveri, iyi niyet tohumları ekmiştim!”