irem ercan

irem ercan
@iromm
Bazı düşüncelerin yeri olmadığı gibi hayatında zamanı olmuyor bakıyorsun yaşam da ölüm gibi olmuş konar göçer bir hayatın içinde var olmuş ve kaybolmaktayız...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
•Çünkü hayat, birinin tüm kalbiyle senin yanında olduğunu bildiğinde güzelleşiyor..
Ah senin yüzünden kana batacak Mono Roza siyah güller, ak güller..
"Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi ne kapanan kapılar ne yıldız kayması gecede ne ceplerde tren tarifesi ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık. Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı, hüznün arması ayrılık. O küçük ölüm! Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan. Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı. Ben bulutları gösterirken, ‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış, ‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’ türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş, Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip, ‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘ diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.
“Bir kapı önündeyim girsem suç… Gitsem ayaz.” Şükrü Erbaş