İrem

NEFES ALIP VERİYORSUN, AMA YAŞIYOR MUSUN?
10/10
·216 syf.··
2024 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 07:38
OKUMADIYSANIZ YA DA LİSTENİZDE YOKSA ELİNİZİ ÇABUK TUTUN... Evet, bu kitabı henüz okumadıysanız veya listenizde yoksa belki de gerçek manasıyla yaşamanın ne olduğunu bilmeden devam edeceksiniz kalan günlerinize. Gerek başlığı gerek kapağı ile "depresif bir kitap okuyacağım galiba" duygusunu daha kapağı açmadan düşündürten bir kitap "Veronika Ölmek İstiyor". Gelin görün ki bu kadar çok intihar, ölüm, akıl hastanesi temasını barındırmasına rağmen tam tersi bir etki ile bir yaşama tutunma öyküsü. Gerçekten yaşıyor muyuz? Nefes alıp veriyoruz evet ama farkındalıkla yaşamak, ya da gerçekten yaşadığını hissetmek başka bir şey. Kitap totalinde bize bunu anlatmak istiyor aslında. Bir nevi diyor ki çok yakın bir tarihte öleceğini bilsen şu an ne yapıyor olurdun? Bu duygunun tam manasıyla bilincine vararak yaşadığın an, işte o an, sen gerçekten yaşıyorsun. Belki de bir kitabı yazarken yazarı en çok zorlayan şeylerden biri de güzel bir final yazmak. Lakin bu kitap için söylemem gerekirse hem beklemediğim hem de hayata dair şahane bir bitirişti. Üstelik bu son, kitabın yer yer direkt göze sokarak değil ama kıssadan hisse tarzında verdiği hikayelerin üstüne bir de nabzı düşürmeden onları taçlandıracak bir mesaj niteliğindeydi. Tekrar tekrar okumak isteyeceğim kitaplar listesinde sen de yerini aldın "Veronika Ölmek İstiyor"...
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beğendiğim, hem de çok beğendiğim bir kitap!
10/10
·496 syf.··
2024 2. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 12:19
Çok akıcı bir kitap ve o kadar hayattan ki... Her çağda ve dönemde hissettiğimiz üst ve alt sınıf farkını tam manasıyla gözler önüne seriyor. Bu bakımdan zamansız bir kitap olduğunu düşünüyorum. Başkahramanımız akılalmaz derece idealist olan Martin ve onun denizcilikten yazarlığa uzanan yolcuğu. Bu yolculukta çok fazla zorlukla karşılaşıyor ama her zaman umut dolu ve hiçbir zaman pes etmiyor. İstediklerine ulaşıyor bir nevi ama ulaştığı yerde umduğunu bulamıyor. Ve burda Haldun Taner'in şu sözü aklıma geliyor: "Yeryüzünde hiçbir şey, istediğini elde etmek kadar hayal kırıcı değildir." Kitabın en sevdiğim özelliği: Duygular o kadar gerçekçi anlatılmış ki... Belki de Jack London biraz da kendini anlattığı için böyle hissediyoruz. Yaşadığı hisleri o kadar güzel anlatıyor ki: Martin'in; Ruth'un ailesi karşısında sürekli kendini küçük düşüyor gibi hissetmesi, bir şey söyleyip "ah keşke onu demeseydim" demesi, sürekli konuşurken duraksayarak konuşması, kelimelerini seçmesi, bir yandan kendini sürekli onların karşısında ezik hissetmesi... Yemek masasında sanki onlarla beraber yemek yiyor hissine kapılıyorsunuz. Gelgelelim Martin'e. Martin'in sevdiğim yanı, aşka inanılmaz bir inancı var. Aşkı her şeyin dışında tutuyor. Mesela Ruth'a, "ailenin dedikleri benim için önemli değil", diyor ya da Ruth'la tartıştığı veya düşüncesinin uyuşmadığı birçok yer olmasına rağmen onları tamamen aşkından bağımsız tutuyor. O yüzden Martin'in sevgisi bana çok gerçek geliyor. Yani saatlerce tartışıp ardından tartışma bittikten hemen sonra yine aynı aşkına, hissiyatına devam edebiliyor. Birçoğumuzun insan ilişkilerinde yapamadığı bir şey; sadece aşk değil kardeşlik, anne-babalık, arkadaşlık bağları vs gibi. Kitabı bu kadar çok beğenmemin sebebi belki de kendimi Martin'e yakın hissetmem.
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019135,2bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2023 69. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2023 00:17
Çok kitap okudum. Beğendiğim kitap da çok oldu. Ama bu kitabı okumasaydım gerçekten hayatımda hâlâ bazı yanlış giden durumlarla ilgili farkındalık sahibi olmayacaktım ve/veya bu durumları değiştirmeden, değiştirmeye çabalamadan aynı döngüler içinde yaşamımı sürdürmeye devam edecektim. Yani büyük bir eksikle devam edecektim kalan yaşamımıma. Hatta bizzat "yaşamın" kendisi eksik olarak belki... Nasıl yetiştirilmiş olursa olsun hiç kimse %100 sağlıklı aile ilişkileri ile yetişemiyor. Bu demek değil ki aileler bizi isteyerek kurban üçgenlerine sürüklüyor. Onlar da doğru olduğuna inandığı ve kendi ailesinden gördüğü döngüyü devam ettiriyor. Ama bu döngüyü kırmak bizim elimizde. Hem kendimiz hem de gelecek neslimiz için. Bu yüzden terapi hepimizin hayatına uğraması gereken "en öncelikli" tedavi şekli. Çünkü kendi yaşamımızın dizginlerini elimize almadığımız sürece eninde sonunda hayatımızın bir yerlerinde sebebini anlamadığımız şekilde işler ters gitmeye devam ediyor. Neden böyle olduğunu anlayamadığımız bu durumu düzeltmek de terapi ile mümkün. Herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Sağlıklı bir ruh ve sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsanız ve şu an hâlâ bu kitabı okumadıysanız ne duruyorsunuz :)
Psikiyatri
Kurban Tuzağından KurtulmakDiane Zimberoff · C Planı · 20171,407 okunma