• Ünlü bilginlerimizden Taşköprülüzade Ahmed Efendi'nin Mevzuatü'l-Ulum'unda Eflatun için:
    "Ömrünün sonunda ders verme işini, insanları irşad etme yeteneğine sahip öğrencilerine havale edip ve yetiştirdiği kimselerin hepsini kendi nefsini nasıl yeneceği hususnda bilgi sahibi olmaya teşvik ederek kendisini sürekli ibadete verdi, halktan ilgisini kesti ve terbiyecilerin terbiyecisi olan Allah'ın kapısına yapışıp ayrılmayarak dünyada seksen yıl yaşadı" demektedir.
  • Sanmayasın ki; aşk akıl işidir.
    Gül ki her gönlün mürşididir.
    Kimini kokusuyla şad eder.
    Kimini de dikeniyle irşad eder.

    Şems-i Tebrizi
  • Sanmayasın ki; Aşk akıl işidir,
    Gül ki her gönlün mürşididir..
    Kimini kokusuyla şad eder,
    Kimini de dikeniyle irşad eder...

    Şems-i Tebrizi
  • Türkiyede kurulması düşünülen İngiliz Eton koleji seviyesindeki millî mektebin müdürünün özellikleri, meziyetleri neler olmalıdır? (Önem sırasına göre yazmıyorum.)
    Evinde en az beş bin ciddî ve kıymetli kitaptan oluşan şahsî bir kütüphanesi bulunacaktır. Bunların yarısı yabancı dillerde olacaktır. Ayda Türkçe, İngilizce, başka dillerde en az beş ciddî kültür ve düşünce kitabı okuyacaktır. Zengin yazılı edebî Kültür Türkçesine sahip olacaktır. En az elli bin kelime ile düşünecek ve yazacaktır. Osmanlıcası 10 üzerinden 9 olacaktır. İkisi çok kuvvetli olmak üzere dört dil bilecektir. Yabancı dilde yazılmış ilmî kitapları, araştırmaları, makaleleri olacaktır. Yüksek lisansı ve doktorası olacaktır. En az bir sanat konusunda ihtisası ve ustalığı olacak, eser verecektir. Estetik boyutuna sahip olacaktır.
    Beş vakit namaz kılan mütedeyyin, kültürlü, samimî bir Müslüman olacaktır.
    İstanbul efendisi olacak, İstanbul ahlakı, kültürü, edebi ile mütehalli (ziynetli) olacaktır.
    Başta Kemalizm olmak üzere hiçbir ideolojinin holiganı, militanı olmayacaktır.
    Karizmatik bir şahsiyete sahip olacaktır.
    Olgunluğunu, faziletlerini, meziyetlerini düşmanları bile kabul, itiraf, teslim edecektir. Pahalı ve lüks olmamak şartıyla çok güzel giyinecektir. Türkiye Eton’unda müdürlük yapabilecek ehliyete, liyakate, güce sahip olacaktır. Ofisi, dünyanın en güzel ve estetik ofisi olacaktır. Madalyonun bir yüzünde çok halim selim, öbür yüzünde çok otoriter ve disiplinli olacaktır. Reklâmını yapmamak, gizli kalmak şartıyla bir tarikata (tercihan Mevleviliğe müntesip) olacaktır.
    Masonlukla, ona paralel kuruluşlarla hiçbir ilgisi olmayacaktır. Salih ve ziyalı bir Müslüman olacaktır. Onunla görüşenler, konuşanlar, sohbet edenler; ilmine, irfanına, ahlakına, fazl u kemaline, nezaket ve necabetine hayran kalacaktır. Entiütif düşünce sahibi olacaktır. Sünuhata nail bir kişi olacaktır. İrtibatlı ve rabıtalı olacaktır. Kendisinde zerre kadar arivistlik, şan ve şöhret düşkünlüğü, tûl-i emel olmayacaktır. Fütüvvet ahlakına ve disiplinine sahip olacaktır. Terazinin bir kefesine İngiliz Eton müdürünü, öteki kefesine Türk Eton’u müdürünü koyunca, Türk kefesi ağır basacaktır. (Sanırım yukarıdaki 27 madde bir fikir vermek için yeterlidir.) Şu seksen milyonluk Türkiye’mizde böyle kaç kişi vardır? Bizim Eton böyle müdürle olur. Bu yoksa olmaz.
    ***Cep telefonu bağımlısı bir çocuk nasıl bir çocuktur? Bitmiş, tükenmiş, harcanmış bir çocuktur.
    ***Hangi din kitabında fazla para, telif veya tercüme ücreti var, onun hazırlayayım da, köşeyi döneyim?.. Böyle düşünen bir din âliminin ciğeri beş para etmez.
    ***Dinî imanî Kur’anî hizmet hayatını cahillerden, geri zekâlılardan, yarı mühtedilerden, din sömürücülerinden, soygunlardan, goygoyculardan temizlemezsek, zahirde hizmet gibi görünen bütün faaliyetler mizmet olacaktır.
    ***Ruh asaleti itibarıyla Müslümanların en asilleri din hizmetlerine yönlendirilmelidir.
    ***Kâfirlerin, münafıkların, zalimlerin, fasıkların baskıları varken bazı hizmet ve faaliyetler yapılamıyordu. Bugün ikrah kalkmıştır, geniş bir hürriyet vardır, para imkân fırsat meydan vardır. Bunlara sahip olan ve hizmet etmeleri gereken kimseler hizmet etmezlerse hain olurlar.
    ***O hep aynı yerde otlayan, saatleri çoktan durmuş olan adamlar, davet, tebliğ, irşad vazifelerini mıncıklayıp duruyor.
    ***Müslümanlar kurmuş olduğu bir özel kolejde, zaruriyat-ı diniyeden olan farz namazların kılınması ihtiyarî olursa, isteyen kılsın, istemeyen kılmasın denilirse o okul kesinlikle bir İslam okulu olmaz.
    ***Müslüman, İslam tıbbı ile tedavi olunmalıdır.
    ***Ateizm, deizm yayılıyor. Diyanet ne yapıyor?
    ***İlim Yayma Cemiyeti idarecilerine hürmet ve selamlarımı arz ederek soruyorum: Ne gibi ilmî faaliyetler yapıyorsunuz? Kamuoyunu bu konuda aydınlatmanızı istirham ediyorum.
    ***Tevfik Allah’tandır. Başarı bendendir diyenin imanı tehlikeye girer.
    ***Be adam, paran yok diyelim, sadaka veremiyorsun, bari kardeşinin yüzüne tebessüm etsene.
    ***Karışık kebap olsun, bir buçuk porsiyon baklavanın üzerine kaymak konulsun... Onun hayat felsefesi de bu.
    ***Faydalı, lüzumlu, değerli konularda merakından çatlamayan çocuk adam olamaz.
    ***Mıh çıkını gibi trafiğin içinde kalmış, on dakikalık yolu bir saatte aşmış, bana geldiğinde “Bu İstanbul bitmiş artık!” diye haykırdı. Ona sakince, biteli on beş sene oluyor, yeni mi fark ettin dedim.
    ***Teşekkür ve arz-ı hürmet ederim. Hiçbir isteğim yoktur, gölge etmeyin başka ihsan istemem.
    ***Aklım fikrim şu: Acaba bir nebzecik, zerre kadar da olsa hizmet edebiliyor muyum?
    ***Seni Allahtan başkası kurtaramaz. Bu temel gerçeği ne zaman anlayıp idrak edeceksin?
    ***Adam zavallının teki ama kibrinden gururundan yere göğe sığmıyor.
    ***O bahçelerin hepsi târumar oldu.
    ***Bir tas çorbanın içine ekmek doğradı, yedi, karnını doyurdu, çok mutlu ve minnettar oldu. Yatsı namazını kıldıktan sonra yattı uyudu.
    ***Kefere külahı yüzünden kaç Müslümanın kellesi gitti.
    ***Be adam öyle tembel tembel oturacağına, kendi yolunu kendi kazman ile açsana.
    ***Büyük sarsıntıdan sonra, ölüleri gömecek yeterli arazi kaldı mı?
    ***O adam dünya sarhoşudur, mest ü sersemdir. Yanına yaklaşmayın, çarpar.
    ***Devlet-i ebed-müddeti kefere batırmadı. Ehliyetsiz, liyakatsiz, dini imanı para, abede-i denanir yarı Müslümanlar batırdı.
    ***Babası iftiharla oğlum hafızdır dedi, bendeniz gence sordum, namaz kılıyor musun? Kılmıyorum dedi. Kur’anda en fazla tekrarlanan ibadet namaz, bizim hafız namaz kılmıyor. Bu ne biçim hafızlıktır? Ya Rabbi ne günlere kaldık!
  • Bu kitapla Tebliğ ve irşad yolunun yolcusu olabilecek her genç müslümana Hz. Yusuf aleyhisselamın kıssasıyla bir yol rehberi olabilmek hedeflenmiş. Ancak mevdudi gibi ehli sünnete aykırı bir çok görüşü olan 'o adamın' sözüyle Züleyha annemizin tövbesi akabinde saliha bir mümin oluşu ardındadan da Hz. Yusuf aleyhisselam ile Allah'ın celle celalühu emriyle(ki aksi düşünülemez) izdivaçları yok sayılmış. Kitabı okuyacak tüm kardeşlerime, başlamadan önce bu yanlışı göz önünde bulundurmalarını rica ederim.
  • M. Kemal'i savunanların iddialarına Reddiye / Cevap

    2. İDDİA:
    Kuran; "Kitap" olarak "birden" inmediğine göre, Atatürk'ün kast ettiği Kuran değildir.

    CEVABIMIZ:
    Kuran'ın "birden" bir "kitap" halinde indirilmesi ile 23 yılda peyder pey indirilmesi arasında bu açıdan bir fark yoktur. Burada kavramlar üzerinden tartışma yapmıyoruz... Şayet öyle olsaydı, bir yazarın; "ben bir kitap yazdım" demesi mümkün olmazdı. Zira yazar önce sayfalara yazmıştır, akabinde bir takım işlemlerden geçtikten sonra matbaada basılır, cilt haline getirilir vs. Bir yazarın, "ben sayfalar yazdım" ve sonra "onları kitap halinde sattık" dediği duyulmuş mudur? Biraz ciddi olmakta fayda var. Bu söylediklerimizi Kuran-ı Kerim de teyid etmektedir:

    Bakara Suresi
    185 - "O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan **Kur'ân onda indirildi.** Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz." Ankebut Suresi

    47 - "(Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu **kitabı indirdik.** Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder."
  • ...Kur'an-ı Kerim'de takib edilen maksad-ı aslî; isbat-ı Sâni', nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur-u nâsı irşad ve îsal etmektir.