"Bilimsel araştırmalar meditasyon ve yoganın stres düzeylerini düşürdüğünü, kalp ritmi, kan basıncı ve beyindeki nöron bağlantılarını olumlu yönde değiştirebildiğini gösteriyor. Peki, nasıl oluyor da yoga gibi bedeni belli şekillere soktuğumuz bir egzersiz ya da durup nefesimizin hareketini izlemek, sağlığımız ve duygularımız üzerinde bu ölçüde bir değişim oluşturabiliyor?
İyi ve kötü her türlü deneyimi bedenimizde taşırız. Bazen zorlu, travmatik deneyimlerden geçeriz ve duygularımız başa çıkılması güç bir hale gelebilir. Yoğun duygularımızı hissetmek ya da ifade etmek istemeyebiliriz. Duygularımızı ifade etmek için kullandığımız kaslar, onları açığa vurmamak amacıyla gerdiğimiz, kastığımız kaslarla aynıdır. Bu, bilerek ya da bilmeyerek daha çocukken benimsediğimiz bir yöntemdir. Dışavurmak istemediğimiz duygu ve ifadeyi engelleriz. Bunu çoğu kez nefesimizi tutarak yaparız. Nefesimizi tuttuğumuzda solunum kaslarımız gerilir, duygularımızı da nefesle birlikte tutar hatta yutarız. Bu sıklıkla tekrar edildiğinde kronikleşir, bedenimiz gerginleşir, solunumumuz sığlaşabilir. Bazen de travmatik bir deneyim sonucunda bedenimiz donakalır ve sinir sistemimiz sağlıklı salınımda çalışamaz. Solunum ise sinir sistemimize açılan bir kapı gibidir.
Yoga, meditasyon ve farkındalık (mindfulness) uygulamaları ile dikkatimizi nefesimize ve bedenimize yoğunlaştırdığımızda duyusal ve duygusal gereksinimlerimizi algılamamız ve onları ifade etme gücümüz artar."