"Neşeli ve dürüst insanların masumiyetini çok seviyor, olumlu düşünenlerin yazılarına bayılıyorum ama hiçbir zaman aralarında yer alamamaktan endişeleniyorum. Hem kendi karanlığımı kabullenmekte hem de kendimi ışığın altına atmakta zorlanıyorum. Başkaları tarafından değer görmek, şartsız koşulsuz sevilmek için yanıp tutuşuyor, ancak onlara duyduğum ilgiye rağmen başkalarını önemsemiyormuş gibi yapıyorum. Bu yaptığım numara, daha çok numara yapmama sebep oluyor, bu da daha da çok numara yapmama yol açıyor, öyle ki bir noktada numara yapıp yapmadığımı anlayamaz hale geliyor, bunlar gerçek duygu ve düşüncelerim mi yoksa güzel bir kılıfa sokulmuş düşüncelerim mi bilemiyorum. Zihnim tamamen sakin olmak isterken kalbim tam tersini istiyor; bu da dengemi bozuyor, beni bir kargaşaya sürüklüyor, böylece gerçek yüzüm ortaya çıkıyor. Çarpık suratım çarpık davranışlar yaratıyor. Çarpık zihnim ve bedenimi düzeltmek için onlara "münasiplik" sokmaya çalışıyorum ama elimde benliğimin Jenga kulesiyle baş başa kalıyorum, o da çok geçmeden yıkılıyor."
“… hafif bir hareket akışıyla, solunumumuzdaki döngülerle, bedende gerçekleşen fiziksel değişime ve duyulara dikkat verme becerimizi geliştirebiliriz. Böylece bedenimizdeki duyumların nasıl sürekli aktığını ve değiştiğini fark etmeye başlayabiliriz; tabii geçiciliğini de…”
“Kusursuz olmamakta bir sorun yok ve tuhaf olmak da iyi. Neşelenmek zorunda değilsiniz. Bugün belki iyi iş çıkarırsınız belki çıkarmazsınız. Her türlü deneyim olacak. Bunda da bir sorun yok.”
“Bu yüzden bu kitap cevaplarla değil, bir dilekle bitiyor. Sevmek ve sevilmek istiyorum. Kendi canımı yakmayacağım bir yol bulmak istiyorum. İşlerin kötüden çok daha iyi olduğunu söyleyebileceğim bir hayat istiyorum. Başarısız olmaya devam etmek ve yeni, daha iyi yollar keşfetmek istiyorum. İçimdeki duygu gelgitini, hayatın ritmi olarak görüp onun keyfini çıkarmak istiyorum. Devasa karanlığın içinde yürüyüp uzun süre altında durabileceğim bir parça gün ışığını bulabilen türden biri olmak istiyorum.
Bir gün olacağım da.”