• Dayan kitap ile
    Dayan iş ile.
    Tırnak ile, diş ile,
    Umut ile, sevda ile, düş ile
    Dayan rüsva etme beni.

    Ahmed Arif
  • Andrey Platonov Birbirimiz İçin Yaşacağız

    “İyi ve paha biçilemez Olanın (edebiyatın,aşkın,sahici fikirlerin) acı ve yalnız temelinde yükselir” diyor diyor Platonov kitabın en başlarındaki bir mektubunda sevgili eşine Mariasına.

    Platonov okumalarım önce can evimden vurulduğum CAN adlı kitabıyla başladı ve bende müthiş bir merak uyandırdı yazar için.Kelimenin tam anlamıyla can evimden vurdu beni oradaki yoksunluk duygusu.Daha sonra MUTLU MOSKOVA’yla devam ettim ta ki MUHTEŞEM VAHŞİ DÜNYAYI’yı okuyunca oradaki kapalı anlatımı anlamam İçin Rusya’nın tarihi ve yazarın geçmişi iyi irdelemem gerektiği anladım.Bu kapsamda elbetteki insanları gözlemlemek için mektuplardan daha iyi bir adres olamazdı.Nitekim aradığım bir çok ip ucunu burda buldum.Birbirimiz İçin Yaşacağız adlı kitabında.
    Platonov’un 1920-1950 yılları arasında kaleme aldığı mektuplardan oluşan bir derleme.Onun özgünlüğünün,duygu ve düşüncelerinin kaynağını bulmak ve tanıklık etmek imkanı veriyor mektuplar.

    Platonov eserlerinin komünizm karşıtı gibi algılanması sonucunda Hem edebiyat dünyasından hem de iş hayatından dışlanmış.Bu durumdan dolayı sürekli seyahat etmek zorunda kalmış.Bu sakıncalı yaftasını bir türlü üzerinden attıramamış.Yoksulluk ve dışlanmışlığın açtığı yaralarla hayatı boyunca mücadele etmiş.
    Mektuplardan anlaşıldığı üzere hem edebiyat dünyasında Hem iş dünyasında önüne hep bürokratik engeller çıkmış.Bu engelleri yenememiş.Ama her şeye rağmen umudunu yitirmemiş.
    Mektuplar eşine ve oğluna,yayınevlerine,Gorki ve Stalin’e yazılmış.
    Eşiyle arasında müthiş bir aşk var ve bir o kadar yoğun kıskançlık var.Oğluna sonsuz sevgisi var ama Ne yazık ki talihsizlik yazarın yakasını bir türlü bırakmamış.Oğlu bir iftira sonucu hapse atılmış daha on beş yaşında iken.Hapisten yirmi yaşında çıkıyor ve hapishane koşulları nedeniyle verem olarak.Oğlundan kaptığı mikrop yazarında hayatına mal oluyor.Okuduğum satırlar inanılmaz etkiledi beni çok zor koşullarda üretmeye çalışmış hem iş hayatında hem de edebiyat hayatında.Elektrik mühendisi ve işini en iyi yapanlardan bir tanesi Platonov işçi sınıfından gelme olmasına rağmen onu düşman gibi algılatmışlar.Kısacası kitabın tamamına yayılmış haksızlık ve onun yarattığı koşullarda derin bir keder,uçsuz buçaksız bir yalnızlık ve sonsuz hüzün var.
    Platonov okumalarım hep bu hüznün gölgesinde devam edecek,sırada DÖNÜŞ,ÇEVENGUR ve ÇUKUR var.

    Dört yanım namussuzluk ve ahlaksızlık. Cinsellik, edebiyat (ruh çürümesi), toplum, başından sonuna tarihi, geleceğin karanlığı içimdeki kaygılar, hepsi hepsi her yerde sanki artık dünyaya ağır geliyor, titretiyor onu işkence çektiriyor. Vücudum da baştan aşağıya bir acı çekme organı sanki.Yazamıyorum,kime lazım ki yazdıklarım canım Maşa”m?
    İşçi sınıfının benim vatanım olduğunu geleceğimi de proletarya ile sıkı sıkıya bağlı olduğumu ifade etmek isterim.Bunu kendimi savunmak İçin değil,meselenin özü böyle olduğu İçin söylüyorum.Yürekten bağlı olduğum halde mensubu olduğum sınıf tarafından dışlanmak,kendimi yabancılaştırmaktan,başımı eğip bir köşede oturmaktan daha acı verici.
    Birbirimiz için yaşayacağız, mutlu günlerimizde olacak. Olurda bir şey gelirse başıma, varsa eğer kaderimde, ölümün sizleri utandırmayacak, bir rus askerinin ölümü olacak. Tek hayıflandığım daha yazacak çok şey bırakmak, kalbim güçle dopdoluyken bırakıp gitmek olacak.
  • Yaşamak ve yeryüzünde üç adımlık bir yer işgal etmekle mühim bir iş yaptıklarını zannederler.
  • Sovyet Rusya'nın hızla dağılışından sonra, rüzgarda bir o
    yana bir bu yana savrulan komünist liderin imdadına Hızır gibi
    yetişmişti. Özgürlük yelleri Moskova' dan esiyor, Sovyet cumhuriyetlerini bir bir sallıyordu.
    1991' de, bağımsızlık Taşkent' e apansız
    geldi ve kendi sınırlarının ve tümüyle kendi kontrolünün dışında
    gelişen olaylardan şaşkına dönmüş bir liderin kucağına
    düştü. Kerimov'un meslek hayatı boyunca üzerinde durduğu
    sağlam zemin birdenbire ayağının altından kaymıştı. Yıllarca
    yüksek nüfuzlu bir komünist olagelmişti; şimdi yeni bir ambalaja
    bürünmesi gerekiyordu. Kendisi ve maiyetindekiler, güçlerini
    meşru kılacak yeni simgeler peşine düştüler. Kerimov'un liderlik
    iddiasına payanda olarak Timur' dan iyisi zor bulunurdu; Sovyet
    rejiminin yetmiş yıl boyunca kah yok saydığı, kah kara çaldığı bu
    eşsiz cengaver alınarak, bir Özbek kahraman olarak allanıp pullandı mı, iş tamamdı. Artık o, Sovyet Rusya'nın, kendi birliğine
    gölge düşündürmemek için her türlü milli değeri yok etme gayreti içinde, bir cani, bir zorba olarak tanımladığı kişi değildi. Timur, şimdi Özbekistan' ın anlı şanlı kurtarıcısıydı; yeni doğmakta olan bölgesel bir gücün karşılaştığı tüm zorluklara bir cevaptı.
  • Nuran yatağına yattı. Tavana bakıyor.
    “Hani işin vardı?” dedim.
    Kızdı bana.
    “Düşünüyorum ya, bu da iş,” dedi.
    Düşünmek ciddi bir işmiş. Hatta Nuran’ı düşündüğü için atmışlar buraya. Öyle söyledi.
    “Yanına yatıp senle birlikte düşüneyim mi?” di­ye sordum.
    Güldü o zaman. Büyüyünce beni de içeri atarlarmış, çok düşünürsem. Sahiden atarlar mı İnci?
  • " Namuslu, dürüst insanların ne kadar az olduğunu anlamak için herhangi bir iş yapmaya kalkışmak yeter. "
  • Yalnız yaşamak istiyorum, bana iş bulacaklar. Oh! Henri bir bilsen yalnız yaşamaya nasıl ihtiyaç duyuyorum, tüm bunlar iğrendiriyor beni.