Kaybolduğun yolda kimse seni bulmaya gelmediğinde: Kaybolmanın adı kabullenmek olur.
Peki, bu neyin kabulüdür? Sokağın sessizliği mi yoksa yokuş aşağı giden yolların mı? Işıkları kapalı olan evin mi yoksa içinde gülen çocukların sesi mi? Gecenin bir vakti gökyüzünde parlayan yıldızların mı yoksa onları gözlerden saklayan bulutların mı? Geç kalınan hayalin mi yoksa hayalin geç kalmasının mı? Öylece dil durur yerinde.
Kelimeler küs kalır cümlelere…
O zaman susup da konuşmaya cesareti olmayan dilin kabulü neydi? Yoksa karanlık gibi çöken sessizlik miydi?
Kimdir bu sessizlik? Bir bakarsın gökyüzünde gezer, bir bakarsın sokağın ortasında. Yol da vermez geçip gidene.
Ya geri gönderir ya da yolunu değiştirir.
Yol değişir desem kaybolurum.
Geri dönsem yok olurum…
- biz hata yapmadık ki kaybedelim.
+Yaptık Victor. Hatta en büyük hatamızı yaptık
- neymiş en büyük hatamız?
+ Hatamız , kendimizden fazla değer vermekti Victor.