Belli ki kafasına koyduğunu yapan bir kadındı ve yaptığı yorumlara bakılırsa, bir zorunluluk saydığı özgürlük için her şeyi tehlikeye atabilecek zihniyete, gözü dönmüşlüğe ve gönüllülüğe sahipti.
… evimin önünde otururken, içimde beklediğim dinginliğin yerine bir huzursuzluk hissetmeye başladım. Klasik sorunlar listemi şöyle bir yokladım, ama yeni ya da acil bir şey bulamadım. Böylesine kusursuz bir günde, … , bu kadar beklenmedik bir tedirginliğe neyin yol açtığını kavrayamıyordum. Yapmam gereken işlerim yoktu, telefon çalsa işitmezdim bile. Oysa göğsümde bir tay gibi yeri döven yüreğimin sesini çok iyi duyuyordum. Bu endişeyi, hatta paniği irdelemek üzere eve girdim. Korkunun nasıl bir duygu olduğunu biliyordum; bu farklıydı. Sonra, yüzüme bir tokat gibi indi: Mutluydum, daha önce hiç, asla olmadığım bir biçimde özgürdüm. Son derece tuhaf bir duyguydu. Vecit hali değil, doygunluk değil, aşırı bir haz ya da başarmışlık duygusu da değildi.
Ne üstüme vazife demeye başlamıştım. Bu hal bende bir kere daha olmuştu. Ne zaman? .. Bilmiyorum. Fakat çok korkunç bir şey… Kendimi bırakmak ve ne olursa olsun karışmamak… Gönlümün onlarla hiçbir ilişiği kalmadığını gösteren bir his…