warren'dan arabayla ayrılırken ne düşüneceğimi bilemez haldeydim. soğuk gri rengin yarattığı duygu - bir teslimiyet hissi- her bir yanımı çepeçevre sarmıştı. görüşmelerimde bu insanları dünyaya kazandırmak için girişilmesi gereken herhangi bir rehabilitasyondan veya tedaviden söz edilmemişti. kimse ümit sözcüğünü ağzına almamıştı. konu sadece yaşayan ölülerdi - veya daha da kötüsü, hiçbir zaman tam anlamıyla yaşıyor ve biliyor olamayan insanlar ve onların yarattığı duyguydu. doğdukları andan itibaren solmuş ve kurumuş olan canların ve her gün gözlerini geçen zamana ve boşluğa dikmeye mahkum olanların yarattığı duygu
sen de simetrik olmayan bir şey var charlie. bilgilisin ,her şeyi görebiliyorsun ama anlayışlı veya hoşgörülü olma yeteneğin gelişmedi. herkese sahtekar diyorsun ama onların hangisi bugüne kadar mükemmel ya da insan üstü olduğunu iddia etti ki? onlar sıradan insanlar, dahi olan sensin.
“ama ben zekanın tek başına hiçbir anlam taşımadığını öğrendim. burada, sizin üniversitenizde zeka, eğitim ve bilgi büyük idoller haline gelmiş. ama şimdi biliyorum ki, hepinizin atladığı bir şey var: sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez.”
Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar.
Ben-merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan beyin sadece şiddete ve acıya neden olur.