Işıl Cen

Işıl Cen
@isilcen
5/10
·192 syf.··
2024 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 00:59
Kitabın özetini yazmayacağım çünkü bir sürü okur detaylı açıklamış. Yazar edebiyat mezunu olduğu için kitap bir edebi eser denilebilir. Okurken ciddi zorlandım, sakin ve sessiz bir yerde okunması gereken bir kitap. Ben normalde kitapları bir şey beklerken, iki işim arasında vs. durumlarında okuduğum için kitaba konsantre olamadım. Diyalogtan çok betimleme üzerine bir eser. Bu yüzden kahramanların duygularını derinden hissediyorsunuz ve yaşadıkları evin içinde gibisiniz. Bu bağlamda yazar ve çevirmeni başarılı buldum ama kitabın konusu ve bana vermiş olduğu his ya da ders yeterli gelmedi. Çok da okunması gereken bir kitap değil!
Evlerden UzakMarilynne Robinson · Metis Yayınları · 2023397 okunma
Reklam
Baştan sona etkileyici
9/10
·325 syf.··
2024 17. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 02:17
İlk olarak 1959 yılında Daniel Keyes tarafından hikaye olarak yazılmış ve sonra 1966 yılında romana çevrilmiş muhteşem bir eser. 1968 yılında Charlie ismi ile sinemaya da uyarlanmış. Genel itibariyle zekanın insan hayatına etkisini, sevgi ve şefkat olmadan zekanın bir işe yaramadığını anlatan duygusal ve bolca da düşündüren bir kitap. Benim hayatımdaki ilk 10 kitaptan biri oldu. Yazar tüm hikayeyi, doğuştan zeka geriliği bulunan Charlie’nin ‘ilerleme raporu’ adı altında tuttuğu günlük notları üzerine tasarlamış. Charlie’nin ağzından yazılmış bir anlatım, hikâyenin tekdüzeleşmesi açısından yazar için büyük risk taşıyor. Fakat Daniel Keyes, karakterin gelişimini yalnız sözcüklerin taşıdığı anlamlarla ifade etmekle kalmayıp, aynı zamanda dil bilgisi hataları, cümle düşüklükleri, betimleme unsurlarının varlığı üzerinden sözcüklerin morfolojisine doğrudan bağlayarak bunun üstesinden ustalıkla gelebilmiş. bu tekniğin yaratıcılığı ve hikayeyle örtüşümü takdiri hak ediyor. Kitap sadece Charlie’nin günlüklerinden(ilerleme raporu diye geçiyor kitapta) ibaret ve bu yüzden başlangıçta, yazım hatalarının çeviri kaynaklı olduğunu düşündüm ama gerçek hiç de öyle değilmiş. Bu yüzden çevirmeni ayakta alkışlıyorum. Duyguyu ana dilimde yazılmış kadar derine verebilmiş. Algernon’la bile empati kurmamı sağladı:) Yapılan deneyler, ameliyatın uygulanma prosedürü, enzimlerle ilgili verilen detaylar ve bunun gibi bir sürü teknik bilgi içeren olay gerçekten böyle bir vaka var mı diye düşündürdü. Kitap bir çok açıdan beni düşündürdü. İlk olarak, düşük zekalılara(mongon bir bireye) acıyarak bakmanın onlara şefkat göstermekle aynı şey olmadığını anladım. Toplum olarak “bizden” farklı olana acıyarak bakmak, onu hayatımızın içine alamamak, kabullenememek, farklı olduğu için ona hayatı zindan
İnceleme
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Hayatından memnun ol!
7/10
·282 syf.··
2024 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 15:26
Kitap kulübümün seçimiyle okuduğum bu kitabı 2 günde bitirdim. Dili çok basit ve akıcı. Konusu hakkında bilgi vermek istemiyorum. Zaten bir sürü yorumda spoiler verilmiş. Kitaba başladığınızda yazar zaten en büyük ipucunu veriyor: Nora’ya hangi hayatı sunarsak sunalım, o yine kök yaşamını seçecek!!! Bunu bilerek okumak kitaba olan ilgimi azalttı, okuma esnasındaki hazzımı düşürdü. Kitabı bitirdikten sonra kendime şu soruyu sordum; acaba ben hangi hayatı yaşamak isterdim, hangisi beni daha mutlu ederdi, gittiğim hayattan geri gelmek ister miydim? Tabiki bu soruların cevaplarını yaşamadan veremeyiz. Kitabı kimler okumalı; kendi yolunu kaybetmiş, ne istediğini bilmeyen, başkalarının buyurduklarını yaşayan ve hayır demeyi bilmeyen insanlar. Kitabı okumasam da olurdu diyebiliyorum. Çok da gerekli bir kitap değilmiş. İyi okumalar…
İnceleme
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Herkesle empati yapa yapa kendimizi unuttuk
7/10
·304 syf.··
2024 14. kitabı
Kitap bir psikoterapist tarafından yazılmasına rağmen akademik bir eser değil. Tamamen yazarım kendi deneyimlerine dayalı yorumlardan ibaret. Bir akademik inceleme sonucu yazılmış eser bekliyorsanız yanılırsınız. Yazım dili de gayet basit. Benim gibi alan alan dışı okuyucular da rahatlıkla okuyabilir. Terapist, kliniğini kadınların cinsel sorunlarını çözmek için açmış ama gelenlerin erkekler olduğunu görünce çok şaşırmış. Hatta bir arkadaşı “sen erkeklerin cinsel sorunlarını çözerek, zaten kadınlara fazlasıyla yardımcı oluyorsun.” demiş. Kadınlar eşlerinden/sevgililerinden duygusal ihtiyaçlarını karşılayamadıklarında destek alıyorlar ama cinsel sorunları olduğunda destek almıyorlar diye başlamış kitabın ilk bölümlerinde. Kitabı bitirdikten sonra ben de şu kanıya vardım. Erkekler cinsel sorunları için destek alıyorlar ama duygusal ihtiyaçları karşılanmadığında destek almak yerine farklı yöntemlerle(aşırı sekse yönelme, farklı fanteziler üretme gibi) karşılamaya çalışıyorlar. Yazar, aslında hepimizin özünde sevgi temelli yaşama ihtiyacı var diyor. Danışanlarının sorunlarını, kök nedenlerini ve nasıl çözüme kavuşturduklarını tek tek hikayelendirmiş. Beni çok etkileyen erkekler oldu. Özellikle çocukluk travmaları sonucu, seks konusunda sorun yaşayan danışanlarıyla empati kurmadan edemedim. Genellikle eğitimli, maddi gücü olan ve modern erkekleri anlatıyordu. Okurken hep Türkiye’deki erkeklerin iç dünyasına insek, neler çıkar diye düşündüm. Çünkü bizim kültürümüzde eğitim seviyesi Amerika’ya göre daha düşük, baskılanmış bir erkek cinselliği var ve kadınlar hala tecavüze uğruyor. Tecavüz edip bundan zevk alan karaktersizleri ya da şu öğlen kuşağındaki programlardaki erkekleri divana yatırsak nasıl travmalar çıkacak kim bilir!!! Son olarak herkesle empati yapa yapa kendimizi
İnceleme
Divanımdaki ErkeklerBrandy Engler · Ayrıntı Yayınları · 20211,279 okunma
Eksik kalmış bir kitap gibi
5/10
·152 syf.··
2024 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2024 22:58
Kitabın kapağı çok ilginç. Bir insanın kafatası tasarlamışlar. İçinde düşünen bir el var gibi. Çevirmenin sunuşunu uzun buldum. Kitabı çevirmek yerine kendi yorumunu eklemiş. Herkes onun gibi yorumlamak zorunda değil. Ayrıca okuyucu bu kitabı anlamaz, ben biraz açıklayayım der gibi önsöz yazmış. Dipnotlar o kadar uzun ki keşke bu bilgileri kendi kitabında derleseydi. Çevirmenin keşke kendi yaratma cesareti olsaydı da, kendi kitabını yazsaydı diye düşünerek okudum kitabı. Rollo May’in anlatımına gelirsek; psikoloji ve mitolojiyi bir arada kullanmış ama bir türlü önceki dedikleri ile sonraki dediklerini birbirine bağlayamamış. Kitap sanki Rollo May’in denemesi ya da temize çekilmemiş notları gibi. Bağlantı kuramamış. Bir yerlerde kopuyor. Kitapta hoşuma giden yaratıcılık ile sınırlar arasında bir ilişki olduğunu fark etmiş, fakat yazar burada işi biraz daha ileri götürür ve yaratımın kısıtlara muhtaç olduğunu öne sürer. Sınır/kısıt/limit olmayan yerde bir yaratımdan bahsedilemeyeceğini, düşüncenin boşluğa düşeceğini söyler. Yaratıcılığın tetiklenmesi, daha yoğun bir anlatım için gerekli motivasyon ve çabanın ortaya çıkması için sınırlar var olmak zorundadır der. Kitapta en temel eksik de "neden yaratıcı olmalıyız?" sorusunun kendisine pek yer bulamaması.Çevirmen; "Neden yaratıcı olmalıyız?" sorusuna yazarın verdiği cevabı farklı bir bir kitabına atıfta bulunarak paylaşmış: ilk bağımsız mesajını getirdiği kitabı olan insanın kendini arayışı, may'in kitabın başlığı olan sorusuna ilk varoluşçu yaklaşımını da içerir. bu arayışın hareket noktası, insanlık durumumuzdur. bu durum yalnızlık ve kaygı dışında beş yitirişle dile gelir. bu yitirişlerin en anlamlıları, toplumdaki değer merkezinin, benlik duygusunun ve trajedi duygusunun yitirilişidir. may'in getirdiği çözüm ise;
İnceleme
Yaratma CesaretiRollo May · Metis Yayınları · 20223,195 okunma
Reklam