• Toplumsal yaşamda dolandırıcılık neyse, edebiyatta da anonimlik odur. Bunun çözümü "Ya sefil ve namussuz olduğunu kabul et, ya da sus!" demek olmalıdır. O zaman kadar imzasız, isimsiz yazan eleştirmenleri şu şekilde tamamlamak lazım: Dolandırıcılar, bu iş size belki para kazandırabilir, ama saygınlık getirmez. Çünkü bir saldırı söz konusu olduğunda Bay Anonim sadece Bay Anonim’dir ve bire yüz bahse girerim ki ismini vermek istemeyen bir kişinin amacı okuyucusunu aldatmaktır. Sadece anonim yazılmış kitaplar anonim eleştirilebilir.
  • Hüznün Şairi Ahmet Erhan

    Öncelikle etkinliği düzenleyen ve bu güzel kitabı PDF olarak bana hediye eden DUA ve İbrahim... arkadaşımıza teşekkür ederim. Bunu unutmayacağım :)
    İkinci teşekkürüm ise, inceleme ve alıntılarıyla bende Ahmet Erhan merakı uyandıran Mete Özgür'e hüznün şairini benimle tanıştırdığı için.

    Şiir okumayı kolay sanırdım Öteki Şiirler'i okuyana dek. Şiirleri öyle alelade okur geçerdim.Dizelerin içinde durup düşündürecek sözler arardım. Ama Ahmet Erhan şiirlerinde durum hiç de öyle olmadı.Bazı dizeleri defalarca okudum. Hüznü her sözcüğünde hissettirmiş şair."Ne yaşamış böyle dedim ?" Sonra hayat hikayesini öğrenip tekrar okudum.Hayat hikayesinden sonra daha anlamlı geldi şiirleri.Ama nereden baksan hüzün vardı tepeden tırnağa.Özleminde de, acısında da, sevgisinde de... Topladım çıkardım Atilla İlhan'ın dediği gibi elde hüzün kaldı.


    Adını anımsayamasamda sözleri tanıdıktı Ahmet Erhan'ın.Sanki defalarca duymuştum, yaşamıştım o şiirleri. Ben biliyordum bu hüznü, anneye babaya olan bu özlemi.

    İnternette araştırma yaptıktan sonra yanılmadığımı anladım. Meğer yıllarca dinlediğim şarkılarda varmış Ahmet Erhan. Ahmet Kaya'nın çok sevdiğim "Bugün de Ölmedim Anne" şarkısındaki şiir ona aitmiş.80 döneminde her gün ölen isimsiz gençlere yazılan ve tüyleri diken diken eden o muhteşem şiir için bile sevebilirdim Ahmet Erhan'ı.

    "Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım
    Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
    Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
    Bu gün de ölmedim anne."

    https://youtu.be/S5xhwYVkh_4

    Selda Bağcan'ın "Oğul" şarkısı.

    "Anne ben geldim, ağdaki balık,
    Bardaktaki su kadar umarsızım,
    Dizlerin duruyor mu başımı koyacak
    Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın."

    https://youtu.be/21VtK7cQI48

    BABASI
    Şairimizin asıl adı Erhan Bozkurt.Ahmet, babasının adı. O kadar çok seviyor ki babasını, o öldükten sonra Ahmet'i adının başına koyuyor.
    Belki de hayatına en çok babası dokunduğu için bu kadar seviyor.Edebiyata olan ilgisi de babasıyla başlıyor.Kendisi küçükken, babasının gözleri iyi görmediği için ona kitaplar okumuş.Dostoyevski'nin o kalın romanlarını yüksek sesle okurmuş. Sonra birgün babasını, gazetedeki küçük puntolu haberi okurken yakaladıktan sonra
    gerçeği farketmiş.Meğer babası okuma alışkanlığı kazansın diye böyle bir yalana başvurmuş.

    Babası genç yaşta(51) ölünce her şeyi alt üst olur Ahmet Erhan'ın. Bu olaydan sonra alkole başlar. Alkolle birlikte şiirlerindeki hüzün artar. Nasıl ki bir afyon insanın fiziki acılarını bastırırsa, O da alkolle duygusal acılarını bastırmaya çalışmış.

    ANNESİ
    "Niye doğurdun anne beni"
    Annesine karşı daha sitemkardır. Bir şekilde hayattaki yenilgilerini, mutsuzluğunu doğumuna bağlar. Ardından annesinin ölümü de yaralar şaiiri. Artık dizlerine başını koyacağı bir annesi yoktur.
    "Dizlerin duruyor mu başımı koyacak,
    Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın."

    SEVDİKLERİ
    Çok da güzel insanlar sevmiş Ahmet Erhan.Nazım Hikmet'i, Turgut Uyar'ı ve arkadaşı Behçet Aysan'ı.Behçet Aysan Madımakta katledildiğinde bir kez daha yenilmiş hayata.

    "Ben bu kadar yenilgiyi haketmedim."

    Yenilginin en çok yakıştığı şair Ahmet Erhan'la buluşmam diğer kitaplarıyla da devam edecek.Teşekkür ederim okuduğunuz için.
  • Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş,
    isimsiz, herkes yanlış yerde.
  • Olaylar Dr. Jan Forstner'e gelen isimsiz güllerle başlıyor. Daha sonra bunu kapısına bırakılan mektuplar takip ediyor.

    -
    Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Öncelikle henüz okumayanlar için Şizofreni okumalarını belirtmek istiyorum. Korku gerilim türünde okuduğum tek yazar olduğu için mi Wulf Dorn benim gözümde bu kadar büyük yer edindi diye düşünüyorum ama yorumlara baktığımda ve kitaplarının bu denli etkili olduğunu düşününce öyle olmadığına karar verdim.
    Kitap gerçekten çok fazla düşündürüyor konuyu takip ederken sürekli tahminde bulunarak okudum ama konu o kadar akıl almaz bir hal alıyordu ki ve her seferinde yanıldığımı söylemeliyim. Sürekli ters köşe yapan bir konusu vardı bence.
    Kitabın 200. sayfaya kadar biraz durağın geçtiğini fakat sonrasında olayların hızla gelişmesi ve ortaya çıkmasıyla inanılmaz sürükleyici bir hal alıyor.
    Burada da tahminlerimde yanıldığımı belirtmek isterim.
    Ve sonunda gerçekten çok şaşırdım hiç beklemediğim bir son oldu diyebilirim.
    Tek kelimeyle muhteşemdi.
    Türünü çok iyi bir şekilde ortaya koymuş bir yazar.
    Kitapta durmak bilmeyen bir aksiyon ve gerilim sizi her seferinde sarsacak.
    Tahmin etmenizi tavsiye etmiyorum, kendinizi bırakın ve okuyun.
    İyi okumalar ..
  • Hepimiz isimsiz, birbirimize uzak yaşıyoruz; başka kılıklar altında birer yabancı olarak acı çekiyoruz. Ne var ki bazıları bir varlıkla kendisi arasındaki bu mesafenin hiç farkına varmaz; kimileri mesafeyi ancak korkulu, acılı anlarda, sınırsız bir şimşeğin aydınlığında görür; kimileri içinse ömürleri boyunca değişmeyecek ıstıraplı, gündelik bir şeydir bu.
  • en iyi arkadaşlar isimsiz arkadaşlardır