9/10
·288 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:40
Bitmek bilmeyen uzun cümlelere sahip bir kitap ama edebi yönden de bir o kadar okuması zevkli. Austerlitz kendini, geçmişini arayan birisi; içinde yaşadığı ve anlamlandıramadığı boşluk hissini, çocukluğunu geçirdiği ve kendisine bakıcılık yapan kişilerin yanından ayrıldıktan sonra anlamaya başlıyor. Geçmişinin izlerini Avrupa'nın birçok kentini gezerek mimarisini (kendisi sanat tarihi ve mimarisi üzerine eğitim alıyor) inceleyerek bulmaya çalışıyor ve bu sırada gördüklerini kitabın isimsiz anlatıcısına aktarıyor. Zaten ikisinin tanışması da yine böyle bir mimari inceleme sırasında oluyor. Farklı zamanlarda buluşup gördüklerimi anlatıyor Austerlitz, anne babasının akıbetini, adının nerden geldiğini, nasıl bakıcı aileye geldiğinin izlerini sürüyor.Zamanda ileri geri giderek anlatılanlardan birçok olay birbirine bağlanıyor. Beni en çok etkileyen uzun ama çok güzel yazılmış cümlelerdi.Çevirisinin zorluğunu düşündüm ve çok beğendim.
AusterlitzW. G. Sebald · Can Yayınları · 2024145 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 407. kitabı
Ateş Yakmak (orijinal adıyla To Build a Fire), dünya edebiyatının en güçlü natüralist yazarlarından Jack London’ın insanın doğa karşısındaki çaresizliğini, kibrini ve hayatta kalma güdüsünü iliklerine kadar hissettiren sarsıcı bir uzun öyküsüdür. Yukon bölgesinin ölümcül dondurucu soğuğunda geçen bu anlatı, edebiyat tarihinin en etkileyici doğa-insan mücadelelerinden biri kabul edilir. Hikaye, dondurucu Yukon kışında, sıcaklığın sıfırın altında 70 derecenin de altına düştüğü ekstrem bir havada, yanındaki bir kurt köpeğiyle birlikte bir arkadaş grubuna yetişmek üzere tek başına yola çıkan isimsiz bir adamın yolculuğunu konu alır. Bölgenin yerlileri ve deneyimli ihtiyarları, adama bu vahşi soğukta asla tek başına yola çıkmaması gerektiğini tembihlemiştir; ancak adam, kendi fiziksel gücüne, mantığına ve ekipmanına aşırı güvenerek bu uyarıları kibirle kulak ardı eder. Yolculuk ilerledikçe doğanın amansız kuralları devreye girer. Adamın kaderi, donan uzuvlarını kurtarmak ve hayatta kalabilmek için o hayati ateşi yakıp yakamayacağına bağlanır. Jack London, bu eserde natüralizm akımının en saf örneğini sergiler: Doğa, insana karşı ne nefret doludur ne de şefkatli; sadece tamamen kayıtsızdır. Yazarın süssüz, mesafeli ama atmosferi adeta okuyucunun odasına taşıyacak kadar çiğ ve gerçekçi dili, adım adım yaklaşan donma hissini ve insanın içindeki o ilkel hayatta kalma arzusunu muazzam bir gerilimle aktarır. Ateş Yakmak, insanın doğanın efendisi olmadığını, onun karşısında ne kadar küçük ve kırılgan bir canlı olduğunu yüzümüze vuran zamansız bir edebi şaheserdir.
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
··
Beğendi
Ne Okuyorum Victor Hugo - Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Victor Hugo'nun daha 26 yaşındayken yazdığı ve edebiyat dünyasında ölüm cezasına karşı ses yükselten en güçlü, en sarsıcı başyapıtlardan biri. ​ Kitaptan Akılda Kalanlar Giyotin sırasını bekleyen o isimsiz mahkûmun şu sözleri insanın içine işler: ​"Kendi kendime diyorum ki: 'Ölümden kaçış yok.' Ama bu düşünce beni rahatlatmıyor. Önemli olan ölümün kendisi değil, onun geleceğini bilerek beklemek." Kitap, hücresinde gün sayan bir mahkúmun zihninin içine fırlatır okuyucuyu. Suçunun ne olduğunu asla öğrenemeyiz; çünkü Hugo bize bir "suçlu" değil, ölümle yüzleşen bir "insan" portresi çizmek ister. Adaletin, giyotinin soğuk yüzünün ve toplumun bu vahşeti bir seyir zevki olarak görmesinin muazzam bir eleştirisidir. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Dizi | Alt Dizi: Dünya Klasikleri | Fransız Edebiyatı Tür: Roman Sayfa Sayısı: 88
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
İsimsiz
10/10
·192 syf.··
2026 15. kitabı
Bazı hikayeler, kelimelere sığmak istemez; ruhun sessiz ve derin köşelerinde yankılanır. Engin Akyürek’in kaleminden dökülen her satır hayatın içindeki o görünmeyen detaylara, yarım kalmış cümlelere ve isimsiz kahramanlara bir selam niteliğinde. ​Masamdaki mumun ışığı, kitabın sayfaları arasında bir rehber gibi geziniyor. Hikâye tanıdık bir sızı gibi başlayıp, sayfalar ilerledikçe kendi özgün rotasını çiziyor. Yazar gündelik olanın içindeki büyüyü öyle bir dille anlatıyor ki; sanki kitabı okurken yanınızda bir fincan kahve, karşınızda ise hiç gitmediğiniz ama hep özlediğiniz bir yer varmış gibi hissedeceksiniz. ​Bu kitap, isimlerin ötesine geçip, sadece o an'a odaklanmak isteyenler için yazılmış. Bir solukta değil, sindire sindire, sayfaların arasındaki o dinginliği duyarak okunması gereken bir başucu eseri. ​Herkesin hayatında isimsiz kalan anılar vardır. Belki de bu kitap, tam da o anıları hatırlamanız için kapınızı çalmıştır. Bence okuyun, pişman olmayacaksınız.
İsimsizEngin Akyürek · Doğan Kitap · 202628 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 172. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
"KONTROL KULESİ: SON TALİMAT" "Burada zaman, dışarıdaki gibi ilerlemezdi. Dakikalar uzar, saatler kısalır, insan bazen günün hangi bölümünde olduğunu ancak vardiya çizelgesine bakarak anlayabilirdi." Havacılık dünyası, çoğumuz için bulutların üzerinde seyahat etmekten ibaret. Peki ya o uçakları güvenle indiren ve kaldıran isimsiz kahramanların dünyasına hiç girdiniz mi? Bazı kitaplar vardırki, dili bize biraz yabancı gelir, okumak için gayret etmemiz gerekir. Bu kitap öyle değil. Yazarın üslubu o kadar doğal ve akıcıydı ki, sanki yanımızda oturan biri bize bu hikâyeyi anlatıyor. Kullanılan havacılık terimleri anlaşılır, karakterlerin diyalogları gerçekçi, betimlemeler ise sanki film izliyormuşuz hissiyatı veriyor. Okurken kendimizi kulenin o dar camlı odasında, radar ekranlarının yeşil ışığı altında hissediyoruz. Dört hava trafik kontrolörü. Bir vardiya. İzleyen gözler. Beklenen hatalar. Radar ekranlarında uçaklar kadar sırlar da beliriyor. Ve zaman... zaman en büyük düşman. Ama bu hikâyeyi diğerlerinden ayıran şey, sadece aksiyon değil. Her hamlenin, her kararın bir bedeli var. Ve biz bu bedelleri karakterlerle birlikte ödüyoruz. Tunç, Rana, Emre ve Selim. Her biri uzman, her biri soğukkanlı. Radar ekranlarında beliren yalnızca uçaklar değil; geçmişin gölgeleri, gizli hesaplar ve unutulmaya yüz tutmuş sırlar da var. Kontrolörler, hem ekranlardaki hem de kendi iç dünyalarındaki fırtınayla yüzleşmek zorunda. Yaşadığı ikilemler, verdikleri anlık kararlar, tereddütleri, pişmanlıkları, cesaretleri... Hepsi o kadar insani ve o kadar gerçek ki. Kurgu olduğunu bilmemize rağmen, olayların gerçek bir havacılık kazası veya gizli bir operasyon raporundan alındığını düşünmeden edemiyoruz. Tunç’un kararlılığı, Rana’nın sezgileri, Emre’nin hesapları ve Selim’in geçmişiyle
Edebiyat
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 202611 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
Hayatın kadına biçtiği rol çoğu zaman gölgede kalmış bir figüranlıktan öteye geçemiyor ne yazık ki. İnsan kendi hayatının başrolü olması gerekirken, bazen sadece sahneyi tamamlayan bir silüete dönüşebiliyor. Tıpkı bu kitabın isimsiz kahramanı gibi... Onun bir isminin olmayışı o kadar manidar ki; bu hikâyeye sığan, farklı coğrafyalarda yaşayan tüm kadınların ortak sesi o çünkü. Küçücük bir evin içinde çocukların ihtiyaçları, geçim derdi ve sürekli Kanada’ya gitmenin hayalini kuran hayalperest bir koca... Günbegün o rutinin içinde eriyen, kendi sesine ve varlığına dahi yabancılaşan bir kadının hikâyesi bu. Olaylar çok sıradan aslında, tamamen günlük hayata dair. Ama sürekli tüketilen, hep vermek zorunda bırakılan bir kadının iç dünyasındaki o yük çok ağır. Kafasının içindeki sesler o kadar gürültülü ki, okurken oturduğum yerde "yeter artık" diye bağırmak, o uğultuyu susturmak istedim. Bir yerde, “Kader bana her şeyi yapabilir artık,” diyor. Bir kadının tükenmişliği daha nasıl anlatılabilir ki? Kısa ama etkisi çok uzun süren, güçlü bir roman. Yayımlandığında İran’da büyük ses getirmesine ve aldığı ödüllere şaşmamalı. Lale Javanshir çevirisi
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026234 okunma