Ayet Hadis

Ayet Hadis
@islam_davetcisi
""Hastalandığımda da O bana şifa verir."" (Şu’arâ Sûresi/80. Ayet)
23 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Sükût
Atalarımız demiş: “Söz gümüşse, sükût altındır!” Kuran mealen buyurmuş; “Ey îmân edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin!” (Ahzab 70) Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz de kendisine en hayırlı işin ne olduğu sorulduğunda bunun; Ağzını göstererek, bir insanın “Hayır konuşmayacaksa susmak!” olduğunu ifade etmiş, “Konuştuklarımızdan dolayı hesaba mı çekileceğiz?” diye sorulunca da, soru soran Hz. Muaz’ın dizine hafifçe vurup ona şunları söyledi: “Allah hayrını versin ey Muaz! İnsanları yüzüstü Cehenneme sürükleyen, dillerinin söylediğinden başka nedir ki? Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, ya faydalı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin! Sizler hayırlı söz söyleyerek kazançlı çıkınız; zararlı söz söylemeyerek rahat ve huzura kavuşunuz.” (Hâkim, IV, 319/7774) Bu izahat çerçevesinde, insanın kıt ve nakıs bilgisi ile her konuda atıp tutması, nefsi hesabına zan ile hareket etmesi, bilir bilmez ahkam kesmesinin ne de çok olduğunu düşünürsek, gerçekten çoğu zaman susmanın büyük bir fazilet olduğunu görürüz. Zor olan susmaktır; ama aslında susarak, konuştuğumuzdan fazla mesaj verdiğimizi de unutmayalım. Söz ağızdan çıkana kadar bizimdir, çıktıktan sonra herkesin olur. Ama hakkı bilip te söylemeyenin dilsiz şeytan olduğunu ve büyük cihadın da emr-i bil maruf nehy-i anil münker olduğunu da asla akıldan çıkarmamak gerekir. Kısacası yapmamız gereken, doğru yerde doğru şekilde konuşmak, doğruyu ve Hakkı konuşmak, bunun yapılamayacağı konu, ortam ve yerlerde de susmaktır.
Din
Reklam
1. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." [Buhari, Tevhid 16, 35; Müslim, Zikr 2, (2675), Tevbe 1, (2675)] 2. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri demiştir ki: Kim bir hayır işlerse ona sevabının on katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası, misli kadardır veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım. Kim bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk koşmaksızın arz dolusu hata ile kavuşursa, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." [Müslim, Zikr 22, (2687)] 3. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim, O beni içinden geçirirse, ben de onu içimden geçiririm. O, beni bir cemaat içerisinde anarsa, ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim." [Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Da'avat 142, (3598)]
Din
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: Ben, kulumun  benim hakkımda yaptığı zanna göreyim. O , beni zikretti mi onunla beraberim. Eğer o beni nefsinde zikrederse ben de onu onunkinden daha hayırlı bir cemaat içerisinde zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir  zira yaklaşırım, o bana bir zira' yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim." [Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Da'avat 142, (3598)] Bu hadiste ümidin korkuya galip kılınmasına bir teşvik görülmektedir. Bazı alimler buradaki zannı "ilim"le te'vil ederken, bazıları da "yakin" ile te'vil etmiştir. Böyle olunca mana şöyle olur: "Ben kulumun benim hakkımdaki yakinine, dönüşü bana, hesabı benim üzerime olacağına dair ilmine, keza benim onun hakkında hayır veya şerden lehine veya aleyhinde vereceğim hükmün reddedilmeyeceğine, benim menettiğimi verecek, verdiğime mani olacak birisinin olmadığına dair kanaatine göreyim." Kurtubî, el-Müfhim'de der ki: "Kulumun benim hakkımdaki zannı" ibaresinin manası: Vaadinde sadık olan Resulullah'a dayanarak dua edince icabet zannı, tövbe edince kabul zannı, istiğfar edince mağfiret zannı, şartlarına uyarak ibadet yapınca mükâfaat zannı beslemektir. Bu hususu bir başka hadis te'yid eder:   اُدْعُوا اللَّهَ وَاَنْتُمْ مُوقِنُونَ بِاِجَابَةِ  "İcabetten emin olarak Allah'a dua edin." Kurtubî devamla der ki: "Bu sebepledir ki, kişiye, Allah'ın kabul edip, günahlarını affedeceğine, kani olarak, üzerindeki vecibeleri yerine getirmesi  gerekir. Zira o bunu vaadetmiştir. O vaadinde dönecek değildir. Şayet, yaptığı ibadetleri Allah'ın kabul etmeyeceğine: bu gayretlerinin kendisine fayda vermeyeceğine inanır veya öyle bir zanna düşerse, işte bu Allah'ın rahmetinden yeistir  ve bu
Din
İsra 1
Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Din
EY MARAZ-I VESVESE İLE MÜPTELÂ! Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider. Öyle ise, şu musibetli vesvesenin aksâm-ı kesiresinden kesîrü’l-vuku olan yalnız Beş Vechini beyan edeceğim; belki sana ve bana şifa olur. Zira şu vesvese öyle birşeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.
Din
Reklam