İsmail KÜÇÜKÖNER

İsmail KÜÇÜKÖNER
@ismailkckonr
Cumhuriyet, Atatürk, Fenerbahçe ve Sevdam. Yaptığım her şeyin sadece beni bağlaması süreci.
Çanakkale Müstahkem M.K Cevat Çobanlı ve aciz İngiliz donanması.
Fransız Bouvvet zırhlısı bu hengame de Nusret'in döşediği mayinlardan birine çarpınca batmaya başladı. Onun yarattığı boşluğu doldurmak için gelen İngiliz Irressitible zırhlısı da mayinlara çarpınca aynı akıbete uğradı. Mayınların haricinde karadan da topçu ateşi sürdürülüyordu. Tüm saldırıya rağmen askerlerimiz kıyıları terk etmemiş, âdeta ölümle dans ederek ateşini sürdürmüştü. Bu ateş sonucunda Fransız Suffren ve Gaulois zırhlıları ciddi hasar alınca, düşman donanması güç durumda kaldığının farkına vardı. Dünyaca ünlü İngiliz donanması, Cevat Bey komutasındaki askerlerimiz karşısında aciz duruma düşmüştü. Harekât hezimete doğru savruluyordu. Daha feci bir netice oluşmasına müsaade etmek istemeyen İngilizler, harekâtı bitirmeye ve yenilgiyi kabullen-meye mecbur kaldı. 19 Şubat'ta başlayan Çanakkale Deniz Savaşı, 18 Mart günü sona erdi. Cevat Bey (Cevat Çobanlı) büyük bir kahramanlıkla İngiliz ve Fransızlara haddini bildirirdi. Çanakkale Cephesi, düşman için son derece önemliydi. Almanlar karşısında zor duruma düşen Ruslara ancak bu Boğazlardan geçilerek yardım edilebilirdi. Aksi halde Rusya'da çıkacak bir isyan, İngilizlerin büyük bir müttefikini kaybetmesiyle sonuçlanabilirdi. Öte yandan Çanakkale Boğazı, Osmanlı'nın beynine giden boğaz gibiydi.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Reklam
Nusret Mayın Gemisi.
Bölgeye vardığında düşmanın hemen hepsinin denize döküldüğünü gören Mustafa Kemal, Mehmet Çavuş'un bir nişanla ödüllendirilmesini istedi. Düşmanın bu kapsamlı olmayan çıkarma harekâtı Mustafa Kemal'i düşündürdü. Boğaz'ı zorlamadan önce karada güvenlik noktaları elde etmek ve araziyi tanımak istiyorlardı. Nitekim düşman donanması, 4 Mart günü itibarıyla Boğaz kıyısındaki Türk tabyalarını şiddetli şekilde bombalamaya başladı. Türk ordusu bombalama esnasında kahramanca direnerek yerlerini terk etmiyor, düşmana karşılık veriyor, öte yandan Seddülbahir'deki hareketlilik de sürmeye devam ediyor ve Boğaz mayınlanarak düşman donanmasına sürprizler hazırlanıyordu. Nusret mayın gemisi, 7 Mart'ta gecenin karanlığında pek çok mayını sulara gömmüştü.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Kemalyeri
Düşman donanması Boğaz'ın girişine gelmiş ve kıyılara top ateşine başlamıştı. Öylece geçip gidememeleri için sahildeki Türk direnişi oldukça önemli bir rol oynayacaktı. Bu nedenle Cevat Bey bizzat bölgeyi denetlemek istiyordu. Mustafa Kemal, düşman donanmasının başarısız olması halinde neler olabileceğini de tahmin ediyordu. Donanma geçemezse düşman Gelibolu'yu tamamen işgal etmek için bir kara harekâtı başlatacaktı. Peki, böyle bir harekåt hangi noktalardan başlayacaktı ve ordu bu durum karşısında nasıl bir strateji izleyecekti? Mustafa Kemal, yaklaşık bir buçuk yıl önce Balkan Savaşları sırasında Gelibolu civarında bulunması nedeniyle haritaları itinayla incelemiş ve araziye hâkim olmuştu. Karaya nereden çıkacaklarını ve hangi noktaları işgal etmek isteyeceklerini tahmin ediyordu. Bu düşünceler eşliğinde denetime iştirak eden Mustafa Kemal, görevin sona ermesinden sonra Cevat Bey'le vedalaşıp Maydos'a doğru yola koyuldu.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Fırtına geliyor. Akıllarda tek bir soru. Peki şimdi ne olacaktı ?
Mustafa Kemal 2 Şubat günü Tekirdağ'a vararak tümeninin kuruluşunu tamamladı ve Gelibolu'ya naklini istedi. Yaklaşık bir yıl sonra yine aynı yerdeydi. Bir savaş halinde düşmanın Boğaz'ı zorlayacağını çok önce tahmin etmişti. Şimdi de Boğaz'ı korumakla görevlendiriliyordu. Çok geçmeden İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan donanma, İstanbul'u işgal etmek ve Osmanlı'yı kısa sürede savaş dışı bırakmak için harekete koyuldu. 19 Şubat sabahı, düşman gemileri ufukta görülmüştü. Mustafa Kemal buna hazırlıklıydı. Zira çalışmalarını zaten geçen yıl yapmıştı. Onları nasıl durduracağını çok iyi biliyordu. Hava kararmıştı. Fırtına geliyordu...
Sayfa 160·Kitabı okudu
Mücadele ruhu insanın içinden gelir elbet.Hele ki mesele vatansa.
Osmanlı Devleti Savaşa girmişti. Mustafa Kemal, bu gelişmeler üzerine Fethi Bey'e "Enver'den ancak bu beklenirdi. Türkiye bu harpten sağ çıkamaz!" diyor ve bir an önce cepheye gidip mücadeleye başlaması gerektiğini düşünüyordu. En kısa sürede savaşa katılmak için başvuruda bulunduğunda, Enver Paşa bu talebi, "Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliği'ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz," diyerek redde diyor, Yarının Adamı memleket savaştayken iki buçuk malumat edinecek diye Sofya'da kalmayı kendine yediremiyor ve aralık ayında Enver Paşa'ya oldukça sitemkår bir cevap yazıyordu: "Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde. ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya'da ataşemiliterlik yapa mam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam. kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz." Gelecek cevabın bekleyişi sürerken: "Ya yine reddedilir sem?" diye düşünüyor ve atacağı adımı tasarlıyordu. Eline bir çanta alıp trene atlayarak başkente gitmek ve "İşte ben geldim Ne yapacaksanız yapın!" demek... Bulduğu çözüm buydu. Fakat bu çözüme lüzum kalmayacaktı. Müjdeli haberi Fethi Bey veri yor, "Kemal, istediğin oldu. Başarılar kazanacağından eminim ama senin her zaman dediğin gibi, unutma ki asıl yapılacak işler daha ileridedir," yazarak Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu'da görevlendirildiğini bildiriyordu.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Reklam