Dünyaya aynı dönemde gelen 3 İranlı vardı ve hepsi kendi tarzında bu dünyada iz bıraktılar : Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamulmulk. İşte kitap bu üçlünün arasında gidip gelen ilk bölümle başlıyor. Tarihi gerçeklikleri yazar bu bölümde müthiş bir şekilde kurguyla harmanlamış. Zaten kitabın genelinde de okuyucu olarak yer yer kurgu ve gerçek ayrımını kaybederek araştırmaya girişirken buluyoruz kendimizi.
İkinci kısımda ne kadar Amerikan romantizmi görünen kısımları olsa da aslında demokrasinin doğu devletlerinde ne kadar kanlı süreçlerle egemen olabildiğini gösteren bir bölümdü. Ayrıca yazar hakkında tam da herşeyi sonuca bağlıyor tüm karakterlerin hikayesini sonuna kadar tamamlıyor diye düşünürken finali havada bırakması biraz üzen bir durum oldu benim adıma.
Yine de Amin Maloufla tanıştığım ilk eser olan bu kitabı genel manada beğendiğimi söyleyebilirim. Kitabın ilk kısmı benim adıma kurgusuyla müthiş Hayyam şiirleriyle 10/10 iken ikinci kısım ise hem yer yer sıkıcılasması hem de yer yer konudan uzaklasmasiyla ilk kısmın biraz uzağında kaldı. Fakat iki kısımda da içine alıp götüren güzel bir dil mevcuttu. Bu nedenle sanırım Amin Malouf'un bu kitabına şu sözlerle veda edeceğim : "Kim bilir belki de bir gün yollarımız kesişir"