“Hiç Sesler”
Kitabı duymamış olabilirsiniz. Bu normal, çünkü tanıtımının çok yapıldığını düşünmüyorum. Neden mi? Çünkü yazar kitabını ticari amaçlı değil, kesinlikle duygularını aktarabilip, bir insan da olsa kalbine dokunup, hayatını değiştirebilmek amacıyla yazmış. Okuyunca bunu çok net anlayabiliyorsunuz..
Günlerdir heyecanla beklediğim kitap. Okumak için can atıyordum, merak ediyordum çünkü yazarı, içinde bulunduğum sivil toplum kuruluşu olan Türk Kızılay’ın Gençlik Hizmetleri Müdürü ve Genç Kızılay Yönetim Müdürü idi. Kitaba, bizim bilip, tanıdığımız Kızılay kimliği ile öne çıkan Nurdal Bey’in yazdığı kitap diye başlarken, kitabı sonlandırdığımda bu kimlikten çok başka bir kişiyi tanıyabilme hissini yaşamak muazzamdı..
Kitabı elimle alıp başlamamla, bitirmem bir oldu. Öncelikle şu fani dünyada maneviyatı bu denli hissettiren bir kitap yazabildiğiniz için sonsuz teşekkürler..
“Hiç Sesler”i yalnızca ‘kitap’ olarak nitelendirmek yanlış olur. Kitaptan çok, insanlığa değerini hiçbir zaman yitirmeyen kişilerin kılavuzu aslında.. Hepimizin hayatından alınmış birer parça bulabilmek o kadar mümkün ki. Vicdanımızın, merhametimizin, pişmanlıklarımızın, bencilliklerimizin bütünleştiği ortak nokta adeta. An geliyor, kitaptaki herhangi bir konu senin sürekli dillendirdiğin bir cümleyle denk düşebiliyor. Vicdansa vicdan, iyilikse iyilik, kalpse kalp.. Daha çok kendisinden örnekler verip kendisine dair şeylerden bahseden müdürüm Nurdal Durmuş, aynı zamanda herkesin hayatına ayna tutabilmiş..
Ayna demişken, “İnsan en çok aynaya bakarken kaybediyor kendini. Bir maske kuşanıp kötülük üretiyor. Sahte bir yaşamın içinde yoksul zengini oynuyor, zengin yoksulu.. Hasta kendini sağlam yerine koyuyor, zayıf güçlü yerine.. Bu karanlığın içinde herkes gönlü ne çekiyorsa gerçek yaşamda