Haber sitelerinde bugün de bir tane bile iyi haber yok. Cinayetler, kasten adam yaralamalar, yasadışılığın kol gezişi, mafyacılık ve diğer lümpen şeyler. Sanırım bugünün Türkiyesi, düşünen birisine hiçbir umut vaat etmiyor, aksine insanı intihara sürükleyen bir ümitsizliğe sebep oluyor. Biz bunları hak edecek ne yaptık, bilmiyorum ama mutlaka bir şeyler yapmış olmalıyız. Aksi halde bu ortamda ruhen sağlıklı kalabilmek, özgün ve orjinal düşünmek, "şeylere" kategorik tavırlar yerine analitik ve sorgulayıcı bir üslupla yaklaşmak gibi hakiki çabalarımızda daha az zorlanırdık. Görünen o ki: vaziyet fenadır. Ekonomi almış başını gidiyor, her gün, istisnasızca, her şeye zam geliyor. Ve tüm bunların sorumlusu olanlar hepimizden daha konforlu bir hayat sürüyor. Ayrıca halkın çoğunluğunun nasıl bir sefalet içinde yaşadığı ve orta sınıfın da gittikçe nasıl fakirleştiğiyle ilgili en ufak bir kaygıları yok. Çocukları en iyi okullarda okuyor ve bu çocuklar, ailelerinin ne gibi kötülüklere sebep olduğu konusundan da habersizler. İnsan durup durup düşündükçe, kendini dünyanın geri kalanından soyutlanmış, hatta kendi ülkesindeki diğer şehirlerden bile kopuk bir halde, kendi mahallesine sıkışmış gibi hissediyor. Şunu söylemek isterim ki galiba bu halde yapılacak en makul şey yok olmaktır, kayıplara karışmaktır. Her şeyden ve herkesten uzakta olmaktır en mantıklısı. Durmadan düşünüyorum, ve düşündüğüm şeylerin belli konular üzerinde yoğunlaşıp durmasından çok sıkıldım. Belki söylediklerim yeterince "bilgece" bir nitelikte gelmeyecek sizlere ama dürüst olmak istiyorum: Yaşadığımız topraklar yüzyıllardır uçan kaçan evliyaların, mucizeciliğin, kavga/dövüş ile bayat bir umutçuluğun beşiği halindedir. Halk gevşektir, uyuşuktur, hele sosyal medya sonrası iyice aptallamıştır: olmayan akıl ve