Berke

Berke
@ismimberke
sıkıcı kitaplar okur, sıkıcı filmler izler.
Ben Orhan Veli
Ben Orhan Veli, «Yazık oldu Süleyman Efendiye» Mısra-ı meşhurunun mübdii..
Edebiyat
Reklam
Osmanlı'da esrar kullanan bazı sınıf ve gruplar
Yasak elmanın cazibesine elbette bir tek şairler, dervişler ve saraylılar kapılmaz. En alt tabakadan en üste, serseri başıboşundan beyzâde ve paşazâdesine, çiftçisinden esnaf, zanaatkâr, tüccar ve işçisine, okuryazar olmayan cahilinden medrese, mektep ve askerî okul öğrencisine, mahkûmundan kolluk mensubu ve idarecisine, daha niceleri oyuna gelir. Zapt edilemeyen yeşil büyünün mağdur veya düşkünlerini tek tek belirlemek veya sınıflandırmak bu anlamda bugün için ne denli zorsa o gün için de öyledir. Ne var ki hiçbir belirsizlik Osmanlıların bu kadim alışkanlığını görmeye, idealleştirme, politik yönelim veya geçmişi şimdileştirme eğilimi kadar engel değildir. Yoksa onca kaynakla boğuşularak üretilen böylesi muzır yayınlara kıyasla peşin hükümler vermenin ne denli zor olduğu herkesçe bilinir! Ama torunun dişinin neden kamaştığını anlamak dedenin bağda ne yediğini bilmeyi gerektirir.
Sayfa 11
Alıntı
Osmanlı şairleri arasında ve sarayda esrar kullanımı
Gelgelelim mesele her ne olursa olsun tarihte büyük ve çarpıcı hikâyeler arayanlar için asıl merak konusu sokaklardan çok şairler ve saraylılardır. Kuytu köşelerden uzak yaşantılarına rağmen her iki taraf da şüphesiz payına düşeni alır. Hekimler nezdinde tıbbi fayda gözeten saraylılar birkaç istisna dışında genelde tanık, sokakların yakın gözlemcileri şairler ise hem tanık hem sanık koltuğundalardır. Parçası olduğu kenevirin sınai, iktisadi ve sağaltıcı faydalarından dolayı başlarda çekimser davranan sarayın giderek sertleşen tavrına karşı, şairler nispeten hevesli taraftalardır.
Sayfa 11
Alıntı
Dervişlerin büyüleyici vaatlerinin aksine çoğunlukla beklentileri, yasaklı sulu sarhoşluğun yokluğunu gidermektir. Başkalarının arınma, ilham ya da hakikate ulaşma isteğinin yanında güdüleyicilerinin haz olması onları, bugüne ulaşan dumanlı yeraltı kültürünün Osmanlılardaki en dirençli taşıyıcıları haline getirir.
Sayfa 11 - Burada "sulu sarhoşluk" tabiri alkol tüketimi anlamındadır.
Alıntı
Osmanlı'da dervişler arasında esrar kullanımı
Eşsiz bir lütuftan uyuşturucu zehre seyreden ilginç serüveninin geçtiği pek çok yerden biri de Anadolu’dur. Buraya, bugüne ruhunu veren köklü kültürün karılmaya başladığı sekiz asır öncesinden gelir ve bir daha da ayrılmaz. Bu coğrafyada uyuşturucu niyetiyle kullanıldığının görüldüğü ilk yerler ise günümüz hippilerini aratmayan sufi çevrelerdir. Bu grupların elinde Hint, Ortadoğu ve Kuzey Afrikalı yoldaşları arasında olduğu gibi inançla harmanlanarak arzulanan tasavvufi mertebelere ulaşmanın zahmetsiz, Tanrı ile buluşmanın dolaysız, dünyadan soyutlanmanın benzersiz yolu haline gelir. Gerçekte birer yanılsamadan ibaret olan etkilerinin tarikat prensipleriyle uyumundan dolayı şer’i sınırları aşmakta sakınca görülmeyerek sufiyane bir geleneğe döner. Böylece ilahi aşk sarhoşluğunu tatma umuduyla sergilenen müzik, sema ve zikrin değişmez bir parçası olarak bütünleyici rolüyle sahnedeki yerini alır. Başlarda Hint ve İran mistisizminin tesiri altındaki Kalender meşrep dervişler arasında rastlanan kendinden geçme halinin (vecd) bu türüyle zamanla diğer tarikatlarda da karşılaşılır. Osmanlı tarihi boyunca gerek kullanıcı, gerekse azmettirici sıfatıyla esrar sorununun odağında da nitekim bu gruplar vardır.
Sayfa 10
Alıntı
Reklam