"evrenin sırrını hammaddeden yola çıkarak aramaktan yorgun düşmüş bizler, sonsuzu bulmak için yeni bir yol seçtik. Kendimize dönerek yeni bir dünya yarattık..."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Filozofların etik dedikleri şey, insanın iyi bir hayat yaşamak için yapması gereken şeylerdir. Örneğin Sokrates ya da Aristoteles etiki deyince de bunu anlamak gerekir. Ahlakın, başkalarının damarına basmadan nasıl yaşanacağına dair bir takım kurallara indirgenmesi ise şu ana, bizim çağımıza özgüdür.
Tanrı ipleri çekerek olan biteni belirleyen bir kukla oynatıcısı değildir. Kukla oynatıcısı kuklaları dışarıdan yönetir, dolayısıyla kuklaların hareket etmesinin "dışsal nedeni"dir. Ama tanrı dünyayı böyle yönetmez. Tanrı dünyayı doğa yasaları aracılığıyla yönetir. Bu yüzden Tanrı -ya da doğa- olan biten her şeyin "içsel nedeni"dir. Bu, doğadaki her şeyin zorunluluklar sonucu böyle olduğunu söylemek anlamına gelir. Spinoza'nın doğaya bakışı Gerekirci bir bakıştı.
Bedenimizde olan biten her şeyi -ki bedenimiz maddenin bir yüklemidir- denetleyemeyiz. Düşüncelerimizi de kendimiz "seçmeyiz." Dolayısıyla insan "özgür bir ruha"a sahip değildir; ruhumuz mekanik bir bedene hapsolmuş gibidir adeta.
Dünyadaki bazı dinlerin, kendinin dışında kişisel bir Tanrı'ya inanmayanlara ateist demesi gibi, biz de kendine inanmayana ateist diyoruz. Ateist diye biz, kendi ruhunun yüceliğine inanmayana diyoruz.