" Atıf Hoca' da, maddi menfaat tiksintisi ve hediye kabul etmemek prensibi o kadar kökleşmiştir ki, bir gün evine, karısının iyi baklava yaptığı ifadesiyle bir tepsi getiren eski ve emektar bir odacısının masum ricasını da reddetmiş ve ertesi günü, kalbini almak arzusuyle şöyle demişti:
- Hediyeni kabul edemediğim için beni affet evladım! Öyle bir meslek ve dava üzerindeyim ki, maddi menfaatin miskal kadarına bile tahammül edemem.. "