Garip, itici bir güçtür mani, harap eder, kanı ateşe verir. Neyse ki insanın kanında ateş olması, kimi kez akademik tip dünyasında yararlı olabiliyor, özellikle üniversitede sürekli bir göreve getirilmek isteyenler için.
Manik-depresyon hem öldüren hem de hayat veren bir hastalık. Ateş, doğası icabı, hem yaratır hem yok eder. Dylan Thomas şöyle yazmış: "Yeşil ışıktan çiçeği üreten güç/ Benim yeşil çağımı sürdürüyor/Ağacın köklerini uçurandir/Beni de yok eden."
Üstüme kilit vurulması, bildiğim çevreden uzak kalmak, grup terapisi toplantılarına katılmak zorunda kalmak, psikiyatri koğuşları- nın insanın onurunu kıran, mahremiyetini silip atan havası- na katlanmak düşüncesi beni dehşete düşürüyordu. O sıra- da kilitli bir koğuşta görev yapıyordum ve anahtarın benden başkasında olması düşüncesi hiç de hoş değildi ama daha da önemlisi, ruhsal bir bozukluk yüzünden hastaneye yattığım duyulursa, klinik çalışmalarım ve ayrıcalıklarım en azından askıya alınır, büyük bir olasılıkla da süresiz olarak iptal edilir diye korkuyordum. Böylece gönüllü olarak yatmayı reddettim ve California yasalarında "cebren yatırılma" maddeleri hastala- nın iyiliğinden çok avukatların cüzdanları düşünülerek düzen- lenmiş olduğundan, biraz dil dökerek öylesi bir zorlamadan sıyrılabileceğimi biliyordum. Öte yandan, yatırılsaydım bile, koğuşta bulunduğum süre içinde kendimi öldürmeyeceğim garanti değildi; psikiyatri hastanelerinde intihar sık yaşanan bir olaydır. (Bu olayı atlattıktan sonra psikiyatrım ve ailemle bir düzenleme yaptım, eğer bir daha böyle derin bir depres- yona düşersem hem elektro-şok uygulanmasına -ki, bazı ma- nik-depresyon türleri için çok uygun bir tedavidir- hem de hastaneye yatırılmama izin vermeye yetkileri var.)
Hasta konumunda olmanın ne denli kafa karıştırıcı olduğunu anlamak da kötüydü. Sorularının hemen hepsini, bu arada depresyonla ilgili bir sürü başka soruyu da "evet" diyerek cevapladım. Psikiyatriye ve profesyonel tavra olan saygım yenilendi.